Responsive Ad Slot

Tokat Yöresel Sözlüğü



A B C Ç D E F G H I K L M N O Ö P S Ş T U Ü V Y Z

ABU; abla
AĞLESMEK; eğleşmek durmak
AĞMAK; sarkmak, meyletmek yağmur bulutlarının ağması
AHA; işte
AHACUK; işte ya
AHBUN; taze hayvan gübresi
AHDAR-GÜLDER; sil baştan yeniden, olun bozuldu
AHRAZ; konuşma özürlü, dilsiz
ALAÇUH; basit yapılmış bağ evleri
ALAF; alev
ALAYI; hepsi, tamamı,
ALÇI-TANİ; aşık oyununda duruş şekli
ALDIRAYAZ; etrafı açık koruması
ALENGİRLİ; karışık bir şekilde dolambaçlı
ALEYY!; oyunda sevinç çığlığı
ALU; dağ elması, tavşan elması
AMBAR; tahta sandık depo
ANISTIRMAH; ima etmek
ARSIZ ENİS; menekşe, yabani siklamen,
ARUSDAH; kafes ve dolap üstündeki bölümler
ASGANA; mutfakta birleşik günlük oturma salonu
ASURMA; iki kutbu bulunan küçük bakır kazan
AVGUN; suların dağıldığı açık rögar yerleri
AVURD; yanak
AVUR-ZUVUR; ileri-geri konuşmak
AYIN-ŞİRİN; güzel-şirin görünene çabası 

BADAL; merdiven basamağı
BAKRAÇ; bakır kova
BALTALAMAH; yaşlı ağaçları balta ile budamak
BARK; baraka, ev (ev-bark sahibi olmak)
BAT; domates, salça, biber, ceviz, pişmiş mercimek ve yeşil salata
BATMAN; sekiz kilo
BAYAHDAN; demin, biraz önce, evvelce
BEHLEMEK; aklına koymak, almaya niyet etmek
BEHNİYEM; oturacak yer
BELLEMEK; toprağı alt-üst etmek, öğrenmek
BEŞTAŞ; beş taşla oynanan oyun
BET; çirkin, kötü
BIÇKI; eğri uçlu, dişli bahçıvan bıçağı
BINDI; kışlık dondurulmuş paça
BIHMAH; usanmak, vazgeçmek
BILDIR; geçen sene
BİBİ; kaynana, valide
BİDIHIM; bir tıkımlık, bir lokmalık
BiRDİR-BİR; üzerlerinden atlanarak oynanan oyun
BİŞİ; saç üzerinde veya tavada pişirilen kalın ekmek, pide
BODUÇ; kanlı şişkin bakır güğüm, karabakla
BÖĞÜRTMEK; öküz gibi ses çıkartmak, bağırtmak
BÖN; aptal
BÖRTÜ-BÖCEK; küçük böcekler, kurtçuklar vs.
BÜK; sık çalılık, ağaçlık yerlere denir
BÜRÜK; omuzlara kadar uzanan başörtüsü 

CAĞ; yatak odasının dolap içindeki duş
CAHİL; cahil kişi
CALAZ; mısır gibi bitkilerin kurusu
CAMIŞ; manda
CAZU; cadı kadın
CECİM; kilim ince sergi
CEREK; ince uzun ağaç, sırık
CIBIR; beş parasız kimse
CIĞ; sazdan, kamıştan yapılan kurutma sergisi
CILBAH; fakir, çıplak kimse
CILBAN; bezelye
CIMBAR; bir hayvanlık odun yükü
CIMRI; küçük üzüm salkımı
CIVIK; şımarık adam, suluya yakıtı karışım
CIZLAH; saç üzerinde pişirilen ekmek
CIZLANI ETMEK; ortadan kaybolmak
CİBERİK; şımank
CİBRE; suyu sıkılmış üzüm posası
CİCİK; memeler
CINGİT; bozuk parti, yerli sazendeler
CUĞUL; taş parçalarından yığın
CULUH; hindi
CÜCÜK; küçük yavru hayvan,(tavuk cücüğü) civciv
CÜĞNÜK; şımarık

ÇAĞA; küçük, çocuk
ÇAHU; çakı, cep bıçağı
ÇALHAMA; ayran
ÇALI-ÇIRPI; çer-çöp, ağaç dalları, parçaları
ÇALUH; beden özürlü
ÇANDU; duvar
ÇAPMAH; koşmak
ÇAPULA; altı ince kösele, üstü deriden, makosene benzer ayakkabı
ÇAPUT; bez parçası
CARHUT; yalancı-kötü adam
CARPARA; ağaçtan bir nevi zil, oynatmalık
ÇEBBÜK; alkış
ÇEBİÇ; eneme keçi
ÇEDENE; kendir tohumunun kavurgası
ÇEDİK; çocuk ayakkabısı
ÇELMEK; çelme takmak, aklı şaşırtmak, su akışını değiştirmek.
ÇEMENLİ; patırma-çemen-salça ile sulu yemek
ÇEMÜÇ; üzüm kurusu
ÇENE; köşe başı, dönemeç
ÇEPEL; bulaşık adam, köpek gibi
ÇEPİL; acemi, saf
ÇEVDEN; ağaç dallarını eğmek için ucu çatal ağaç
ÇIĞIRMAK; çağırmak, şarkı söylemek
ÇIHI; bohça
ÇIHMA; ara kat veya bir kısmı dışarı uzanan oda
ÇIKRIK; kuyudan su çekmek için teşkilat
ÇINGI; kıvılcım
ÇİĞİT; çekirdek
ÇİMMEK; yüzerek yıkanmak, banyo yapmak
ÇİT; başa bağlanan yazma, tülbent vs.
ÇİTİL; baş belası, can sıkıcı, içinden çıkılmaz hal
ÇİTLENBİK; yabani sakız ağacı
ÇORLAMAH; tuzlamak
COŞDAR; müzevir -laf getirip götüren, gammaz
ÇÖÇELENME; oyalanma, eğlenme
ÇÖĞDÜRMEK; yere yatırmak, oturtmak ( deveyi çöğdürdü)
ÇÖĞMEK; oturur gibi yapmak, çömelmek
ÇÖKELİKLİ; bol soğan, maydanoz ve çökelekle yapılan sac böreği
ÇÖMÇE; tenekeden oluk parçası
ÇÖMELMEK; dizlerini kırarak durmak
ÇÖN-ÇÖN; otur-otur
ÇÖRDÜK; dağ armudu
ÇUR; oyun bozma, kabul etmeme, rölans!

DABAH; deri işi yapan dabağ
DA-DA; bu, işte bu
DALAHLANMAH; çok koşmaktan nefesi kesilir gibi olmak
DANGADANAH; aniden, pat diye ortaya atmak,
DANGALAH; aptal, geri zekâlı
DASDARÜ; safra beni
DASDAYLAH; fakir, hiç bir şeyi olmayan, çıplak
DATLU KİREÇ; duvar için alçı
DATLU; tatlı
DEPME; tekmeleme, su borusunun bezle tıkacı
DEPMÜK; tekme
DIRLAMAH; köpek gibi ses vermek, Fazla lüzumsuz konuşmak
DİBEK; taş, demir veya tahta dan dövecek, havan
DİNDİK; titiz kişi
DİNELMEK; ayakta durmak, beklemek (sorutmak)
DODALİK; çalı kuşu
DOKUZ TAŞ; bir oyun
DOLMA İÇİ; nane ve reyhanlı bulgur aşı
DOMAT; domates
DOMBALAH; takla atmak, gençlerin oyunu
DÖNGEL; muşmula
DÖŞ; göğüs, göğüs kafesi
DULDA; rüzgârsız sakin yer
DULUHLANMAH; suda boğulur gibi olmak
DUMULMAH; suya batmak, derine dalmak
DÜĞLEMEK; düğüm atmak
DÜĞLENMEK; çözümsüz hale gelmek
DÜĞÜ; ince bulgur
DÜVE; küçük inek, büyümüş dana
DÜVEN; döven, harman yapma aracı

EBE; doğum uzmanı, nene
ECİ; yenge
ECNAS; ziynet eşyaları, takılar
ECÜK; azıcık
EDİK; küçük çocuk ayakkabısı
EĞİŞ; faraş, ateş küreği
EĞSÜETEK; yaşlı kadın
ELFETÜN; hızlı iş gören çalışkan
ELİ BÖĞRÜNDE; ahşap yapılarda payanda ağacı
ELLAĞAM; herhalde, galiba
ELLİK; yüksekteki meyveleri toplama ara.,
EME; babanın kız kardeşi, hala
EMME; amma velakin, hala
EMEL; oyun taşı
EMME-LAKİN; fakat
EMMİ; amca
ENÜK; kedi-köpek yavrusu
ERİNMEK; üşenmek, tembellik etmek
ERNAMAZ; ezan vakti, sabahleyin
ERÜŞTE; evde yapılan kesme hamur, erişte
ESSAH; hakikat
ESSAHDAN; hakikaten
EŞELEK; yenilen meyvenin artığı
ETEHLEMEK; yorgun, bitkin, ihtiyar hale gelmiş olmak
EVMEK; acele etmek
ENEGÜ; kaburgalar kısmı
EYRETİ; geçici olarak, ödünç

FIŞĞI; taze hayvan dışkısı, gübre
FIRTMAH; aniden kızmak, küsmek
FISILAMAH; fısıldamak
FİRİK; yarı olmuş buğday başaklarının ateşte közlenmişi
FODULA; hamurdan yapılan küçük somun ekmek
FOLLUH; tavukların yumurtlama yeri
FORUZ; horoz
FOTİK; çocuk oyunu
FOTİN; yarım çizme bot

GABLIH; kab-kaçak için duvar rafı
GADA; günah, kusur, bela
GADAYIF; kare şeklinde ele dökülen kadayıf hamuru
GADDEM; ...kadar
GADİNGE; yaşlı teyze, yenge
GAH; kabuklu elma kurusu
GAHIRDAH; kavrularak yağı alınmış koyun kuyruğu
GAHMAH; muştalamak, boynuzlamak
GAHMUH; muşta, yumruk
GALLÜN; topraktan yapılmış pişmiş adi pipo
GALUÇ; orak
GALUN; evde kalmış kızlara denilir
GANGIL; yürüyüşte geride kafana denir
GAPÇIH; buğday-arpa gibi danelerin koruyucusu sel
GAPMAH; kapmak, koparmak
GARHILMAH; öne-arkaya düşer gibi olmak
GARI; eş-kadın
GASTARLAMAH; gasdar ile beyazlatmak
GAŞMER; komik
GAŞUH; kaşık
GATIH; ayran, ekmeğin yanında yenilenler
GAVLAĞAN; çınar ağacı
GAVURGA; buğday-kuş tohumu ile yapılan kavrulmuş
GAVUT; döngel, tavşan elması
GAYGANA; mücürüm
GAYINÇO; kayın birader
GAYSAHLANMAH; üzeri köpük bağlama, zarlanma
GAZMACA; küçük kazma, büyük çapa
GEÇE; karşı taraf
GEL-GEÇ; basınçsız su şebekesinde su alma ara rögarı
GELİNTİ; göçmen
GERMEÇ; çatal ağaçta yapılan pirzola, et
GIHIRDAH; yağı süzülmüş koyun kuyruğu kavurması
GINNAP; kendir ipliği
GISMUH; eli sıkı cimri
GISTALLAMAH; kıstırmak, kıskıvrak yakalamak
GIŞ; kış ayı
GIVITMAH; aralamak, azıcık açmak
GIYBET; arkasından konuşmak
GIYNAH; pul gibi ağaç parçası
GIYMIH; ince sivri ağaç parçası
GIZ; kız çocuğu
GİLAVADAR; çiçek veya üzüm asması için ağaç çatkı
GİLEBOLU; frenk üzümüne benzeyen, ekşi kıymetli bir meyve
GİLİK; saç ekmeği
GİŞİ; er, erkek kişi, koca
GOCAMUH; yaşlı kimselere denir
GOLBAĞI; bilezik
GÖCEK; sırık
GÖLÜK; eşek yavrusu
GÖMBE; ocak külünde pişirilen ekmek-pide-çörek..
GÖMMELİ ÇELİK; özel bir çelik-çomak oyunu
GÖRESİMEK; özlemek
GÖZE; kaynak, su akarı
GURK; kuluçkaya gelmiş tavuk
GURMAH; kamından düzen kurma
GUŞBURNU; yabani gül tohumu meyvesi
GUYMAH; koyu helle yemeği
GÜCÜK; şubat ayı
GÜCCÜK; küçük, küçücük
GÜDÜK; kısa kalmış
GÜDÜL; mısır unundan pasta ekmek
GÜMELE; av gözetleme yeri
GÜNEVVELİ; erkenden bir an önce
GÜNÜLEMEK; kıskanmak

HAHUT; bozuk, kırık, işe yaramaz
HALFE; usta, kalfa, öğreten
HALT; kabahat
HALTIMIŞ; Pazar yemeklerinden
HAŞAT; kolu kanadı kırılmış vaziyette, perişan
HAŞIL; Pazar yemeklerinden
HAYAT; dış kapı ile ev arasındaki avlu, iş evi, yaşam yeri
HEDİK; pişmiş buğday
HEĞ; bahçeci küfesi
HEĞRİ; yapma yahtı!, bırak adam sende!
HEKÜE; yanları taşdan üzeri taş kapaklı kanalizasyon, su yolu
HELİSE; dövülmüş et ile yapılan yemek
HELKİ; kova
HELLE; un çorbası
HELÜK-HÜLÜK; ufak-tefek taş, tuğla parçaları
HEMECÜK; benden oyuncak bebek
HENİM; şimdi, biraz evvel
HEREK; sırık
HESLENMEK; hırslanmak, kızmak
HIŞIR; perme-perişan vaziyette, hırpalanmış
HISIR; ufak parçalanmış mısır calazı, yapraklar
HİM; bitişik komşu
HİNCİK; şimdi, hemen
HİNCAL; Pazar yemeklerinden
HOGGAGÜL; pempemsi, yediveren bir gül çeşidi
HÖKELEKLİ; iri-yarı adam
HÖKÜRE-HÖKÜRE; sesli şekilde ağlamak, hıçkırarak ağlamak
HÖLLÜK; bol su emen, çocuk altına konulan bir cins toprak
HÖTELEK; telaşlı kişi
HÜLEFE; bedavadan
HÜMKÜRMEK; bağıra çağırama üzerine yürümek

ILISLAMAH; suyu ılıman hale getirmek
IRAH; uzak
IRGAT; işçi, amele
IŞGIN; şıvgın, genç ağaç sürgünü

KOCABAŞ; şeker pancarı, mal-sığır
KORUH; olmamış üzüm
KOSTİL; patates
KÖLEMEZ; soğutulmuş taze süt
KÖME; ekseriya cevizle yapılan, üzüm suyundan sucuk
KÖMEÇ; binbir çiçek kümesi
KÖMÜS; dişi manda
KULAKLI; tutamaklı bakır Salı
KUMPİR; patates
KURZE; Pazar yemeklerinden
KUŞBURNU; yabani gölün meyvesi (tohumu)
KUSGÖMÜ; etin sut flatosu
KUZU KULAĞI; yaprakları mayhoş, baharda toplanan bir bitki
KÜFÜK; çürük çeviz vs.
KÜLEK; ağaçtan yapılan kova; yağ-yoğurt vs. konur
KÜMÜK; burnundan konuşan kimse

LALIN; takonya, tahta ayakkabı, nalin
LAPİK; cansız hareketsiz çocuk
LAVAŞ; sac ekmeği
LAZUT; soyulmuş mısır koçanlarından heveng
LEĞENÇE; küçük leğen, iki kulplu bakır yemek kazanı
LENGER; derime kulpsuz tava- kazan
LIĞ; ince mil-kil, balçık
LIĞIRT; bulanık suyun dibine çöken balçık-çamur
LOĞ; damların taş silindiri
LÖBET; ateşlenme
LÖĞÜN; bezir yağı ile horasandan yapılan toprak künk macunu
LÖK; topaç
LÜKÜS LAMBASI; pompalı gaz lambası
LÜLE; akar su ağızlığı, kıvrımlı saçlar
LÜLÜT; karaagaç meyvesi, daun

MADA; iştah
MAHAT; nedir
MAHUK; mahok tohumu, acı ve ekşi
MALAMA; perme perişan, rezil halde
MALTIZ; içi ateş tuğlalı seyyar ocak
MANGAŞ; Cımbız
MASRABA; kulplu tas
MECEK; öğendere arkasındaki demir kazıyacak
MEĞEL; küçük çapa
MEĞSİMEK; önermemek
MENEVİS; çok renkli, yapar döner, işleme
MEYMENETSİZ; uygunsuz, yakışıksız, çirkin
MIH; elde yapılan kara uzun çivi
MIHLAMA; (tatlı kireç) alçı sıva altına yapılan, yarı alçılı toprak sıva; oturtma
MIRMIRIH; şaraba dönmek üzere olan ekşimiş meyve suları
MISMIL; dört başı memur, iyi vaziyette, düzgün
MİTİL; astarsız yorgan
MUDUL; hayvanı dürtmek için ucu çivili sopa,
MUMBAR; ince bağırsaklardan yapılan dolma
MÜCÜRÜM; bol maydanozlu yumurtalı omlet
MÜNAHIS; ahşap binaların çatkısı, kerpiç sıralığı
MÜSENDERE; önü ekseriya perdeli kafes-dolap üstü
MÜZEVİR; laf ebesi, coşdar, laf taşıyan

NACAK; küçük el babası
NALÇA; ayakkabı tabanında demir
NALET; kötü, istenmeyen
NALIN; lalin
NEÇE; nice-nice
NELBEKİ; küçük bakır tabak
NİVİK; baharda çıkan yeşil yapraklı bir bitki (erikle pişirilir.)
NÖBET; ateş basması, sara nöbeti

ONCAAZ; o kadar, az miktarda

ÖCBE; inat
ÖĞENDERE; kağnıda kullanılan uzun öküz dürteceği
ÖREKE; bir ucu çatal şeklinde ip eğirme çubuğu
ÖRÜKLEMEK; kilitlemek, arkasından payanda-destek koymak
ÖSSAAT; derhal o anda, anında
ÖTACE; öte geçe, kar, taraf
ÖTEĞİN; gerisi, evvelsi gün, bir digeri

PAHIL; cimri
PAHIR-PAHIR; parça-parça, bölük bölük bölünmüş karlar şey (dabanlarım bölündü)
PARDU; ocak perdesi
PARPU; ucuna paçavra bağlı fırın temizleme sıngı
PAYTON; fayton
PEHLİ; etin kaburgalı kısmı
PEHLİVAN; güçlü kuvvetli adam
PELVER; marmelat, pulp
PEKİR; eskiden havlu yerine kullanılan, ev dokuması bez-diz örtüsü, peçete
PEŞ-PEŞİ; arkası, devamı, eteği
PETNİ; hayvan yemliği
PEZÜK; yeşil sebze yaprağı, pezik
PILI-PIRTI; önemsiz, ufak-tefek ev eşyası
PITIH ÇALMAH; parmakları şaklatarak işaret verme, oyun oynama
PİN; kümes
PİNNIK; küçük hayvan kümesi
PÖHRENG; pişmiş toprak künk
PUBLA; yastık
PUNALE; oyun alanı dışına giden, hariç, kayboldu
PÜRPÜRÜM; semizotu

SABİ; çocuk, güçsüz-zavallı
SAC AYAĞI; demirden üç ayaklı ocak sehpası
SAHAN; kapaklı, büyük, bakır yemek tabağı
SAHU; palto-ceket
SAPLI; uzun saplı bakır tas
SASUH; tatsız-tuzsuz, çekilmez adam
SAVUŞMAH; görünmeden hızla uzaklaşmak
SEĞİRTMEK; hızlı-hızlı koşar gibi yürümek, koşmak
SEKİ; teras set kademe
SEPMEK; dağıtmak, saçmak, serpiştirmek, bulaşmak-(hastalık)
SEPTİRMEK; çocuklar için işemek
SERPENE; saçak, saçak gibi ağaçtan asmalık, pergole
SEYİP; sahipsiz mal
SIRSIL; fazla ısrar eden adam, yapışkan adam
SİFTAH; ilk defa verilen, ilk defa gelen, birinci
SİLKMEK; silkelemek, ırgalamak, sarsmak
SİLME; ağzıma kadar dolu, düz levha şeklinde lama
SİNER; kebaba konulan pirzola eti
SİNMEK; korkup saklanmak
SİNOR; sınır, sınır taşı
SİTİL; kova
SİYER- SİNER; kebaba konulan pirzola eti
SOBE; oyunda kalenin fethi, elleme
SOFA; ortadaki hol, yaşam yeri
SOHU; taş veya demirden büyük döğecek, büyük dibek
SORUTMAH; ayakta durmak, dikilmek
SOYHA; kötü şey, ayıp şey
SÖNÜ-SÖĞNÜK; Almuslular ıhlamur ağacına derler.
SÖVMEK; küfür etmek
SULUH; banyo havlusu, bornoz
SÜMSÜK; uyuşuk, pisboğaz, miskin
SÜNEPE; uyuşuk, kılıksız
SÜYEM; başparmakla işaret parmağının açınımı, yaklaşık 20 santim

ŞALVAR; kumaştan yapılan genişçe pantolon
ŞEFİL-ŞEFİLLEMEK; unlu su, ipligin unlu suya batırılması
ŞİPELEK; çabuk iş gören, eh çabuk, gayretli
ŞİPSi; Pazar yemeklerinden
ŞİP-ŞİP; çabuk-çabuk
ŞORUH; salya, ağız salyası

TAVAN; kiremit
TAVAR ELMA; basık küre şeklinde ki, mayhoş elma
TAVAR; geniş ağızlı küp. Küllü su tutulur
TEKNE KAZINTISI; son hamurdan yapılan ekmek, ekseriya son çocuklara denir
TELESİMEK; nefessiz kalmak, kalbi hızlı-hızlı çarpmak
TENGÜ-TERAZİ; bir düzen içinde, adil
TENÜKE; teneke
TEREK; raf
TERPOS; ucu kıvrımlı kapaklı sahan
TESİ; iğ, bükme aracı
TEŞNE; meyyal
TISDAN BÖCÜĞÜ; mayıs böceği
TİLLE; değnek, sopa
TİNOR; maltız
TİRİT; çok ihtiyar, titrek, yemeğin yağlı suyu
TİRKİ; ağaçtan, yuvarlak ekmek tepsisi
TOHAC; ağaçtan çamaşır döğesi
TOHAT; altın telden bükme, el örgü bilezik
TOHAT GAVAĞI; uzun yaşayan, içi çürümeyen bir cins selvi kavak
TOLA; kuyu çıkrığı
TOPALAH; patates
TOSBAĞA; kaplumbağa
TOSLAMAH; koç gibi tos vurmak, bütünüyle çarpmak
TOSTOPALAH; yusyuvarlak, top gibi
TUMAN; geniş kadın donu
TÜNEK; kümes hayvanlarının istirahat yeri
TÜYMEK; ortadan kaybolmak

URBA üst-baş, elbise
USAH; çocuk, hizmetçi
UZUN EŞŞEK; bir erkek oyunu

ÜLÜLGÜR; işe yaramaz
ÜMÜK; boğaz
ÜYEZ; vez meyvesi
ÜVEZ; sivrisinek, sinek

VARMAH; bir yere ulaşmak, biri ile evlenmek
VAZALAH; ukala
VELVELE; karışık ve çok renkli bir çiçek, karışıklık
VEZ; bir meyve, Cenik vezi, Trabzon hunnasi cinsleri vardır.

YAANIŞ; doğru olmayan, yanlış
YAĞIRNI; sırt kısmı, böğür
YAĞLI; simitçilerin sattığı küçük katmer
YALAMUH; yağcı, sırsıl kimse
YALLIH; çocuklar için mama önlüğü
YAMPİRİ; yan yan giden, eğri yürüyen, beden özürlü
YANUÇ; tatlı su kereveti
YAŞMAH; yalnız gözleri açıkta bırakan baş bağlama şekli
YAZU; arazi, otlak, tarlalar
YEDİ KİREMİT; çocuk oyunu
YEĞİN; fazla, umulandan fazla, kuvvetli
YEĞNİCEK; hafifmeşrep, hafiflik yapan
YELLENMEK; gaz kaçırmak
YERLER MÜHÜRLENDİ; akşam oldu, ezan okundu
YOĞURT ÇİÇEĞİ; su kenarlarının çok renkli bahar çiçeği
YÖĞÜRTMEK; gayretle, zorlayarak yürümek,
YÖREK AĞACI; iki iple yapılan basit beşik üst ağaçlan
YÖREK SEZA; ipe asılı olarak bağlanan beşik bezleri
YUHA; derinliği az olan
YUNAH; banyo, çamaşırhane

ZAĞLAMAH; sarıldığı yerden boşalmak, ipin açılması, uzaması
ZAVRAH; salatalık, hıyar
ZAVZU; zerzevat, sebzeler
ZEMBİL; eskilerin "sen bil" dedikleri pazar çantası, sepeti
ZERVE; kağnıda, öküzün boynuna bağlanan, iki ince ağaç
ZERZE; sürgü-kilit
ZERZEVAT; sebzeler
ZIPIR; hayalci boş gezen
ZIRAN; huysuz-azgın, eşek
ZIRLAMAH; bağırarak ağlamak
ZIRNIH; lehimci asidi, " ... bile koklatmamak" hiç bir şey vermemek
ZORETMEK; güç kullanarak iş yapmak, ısrarlı olmak
ZOVAL; kızılcık meyvesi


Ömer KUNTAY'ın vefatından kısa bir süre önce kitap olarak yazdığı "Lehçe-i Tokat" ve ilaveler ile "Tokat Yöresel Sözlüğü" sayfasını oluşturulmuştur.
Sizlerde Tokat Yöresel Sözlüğü sayfamıza katkıda bulunabilirsiniz, bize Tokattannet@gmail.com email adresinden ulaşabilirsiniz...

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

Okumadan Geçme
Tokattan.net © 2016-2018