Anılarda Kalan 1939 Depremi | Tokattan.net Tokattan.net | Tokat'tan Dünyaya...: Anılarda Kalan 1939 Depremi

Responsive Ad Slot

SÖYLEŞİLER

Söyleşi

Anılarda Kalan 1939 Depremi

Yıl 1939, 26 Aralık’ı 27 Aralık’a bağlayan gece, sabaha karşı, halk arasında “Büyük Hareket” olarak da bilinen “Erzincan Depremi”nde Kelkit ırmağı boyundaki şehirler depremle sarsılmış, resmi rakamlarla toplam 32.962 kişi hayatını kaybetmiş, yaklaşık 100.000 kişi de yaralanmıştır. Kelkit vadisinin en büyük acısı 1939 depremini yaşayan ve yaşadıklarını dile getirenlerin anılarını derledik.
Yıl 1939, 26 Aralık’ı 27 Aralık’a bağlayan gece, sabaha karşı, halk arasında “Büyük Hareket” olarak da bilinen “Erzincan Depremi”nde Kelkit ırmağı boyundaki şehirler depremle sarsılmış, resmi rakamlarla toplam 32.962 kişi hayatını kaybetmiş, yaklaşık 100.000 kişi de yaralanmıştır. Kelkit vadisinin en büyük acısı 1939 depremini yaşayan ve yaşadıklarını dile getirenlerin anılarını derledik.

  Türkiye’de depremlerin yoğun yaşandığı bölgelerden biri hatta en önemlisi Kuzey Anadolu Fay Hattında 1939 yılının 26 Aralık’ı 27 Aralık’a bağlayan gece saat 2.00'da meydana gelen halk arasında“Büyük Hareket” olarak da bilinen “Erzincan Depremi”nde Kelkit ırmağı boyundaki şehirler depremle sarsılmış, resmi rakamlarla toplam 32.962 kişi hayatını kaybetmiş, yaklaşık 100.000 kişi de yaralanmıştır. Kelkit vadisinin en büyük acısı 1939 depremini yaşayan ve yaşadıklarını dile getirenlerin anılarını derledik.

1939 depremini yaşadığında 7 yaşında olduğunu söyleyen 1932 Reşadiye Akçakolay doğumlu Cemal TORUN, o günleri şöyle anlatıyor;
"1939 depremini anlatmaya çalışacağım.

Allah o acılı günleri memleketimize bir daha göstermesin. 27 Aralık 1939 da gece 7 nokta 10 şiddetinde bir deprem oldu. Tarihte Erzincan depremi diye geçer. Erzincan Koyulhisar Reşadiye Niksar Erbaa yani kelkit vadisi ve köylerinde 39 bin insan öldü. Gece olduğundan çok zayiat oldu. Benim annem ablam ve kardeşim öldü. Babam ve ben enkazın altından sağ olarak çıktık. Ablamda Yadigar amcam askerde idi onun ailesinin evinde kalıyordu. Onunda bacağı kırıldı. Benide enkazın altından Rıfat eniştemin çıkardığını hatırlıyorum.

Mallarımız davarlarımız hep telef oldu. Babamın bir atı vardı ahırın bir köşesinde kalmıştı. Bir hafta su yiyecek verdik, bir hafta sonra çıkardık. Kızılay bir öküz verdi atı 41 liraya sattık. Bir lirada üzerine koyduk bir öküz aldık eşledik. Fereskeden Çakırlıdan akrabalar geldi cenazeleri bahçeye çıkardılar. Ağlayan bağıran sızlıyan insan dayanamıyor öğleye doğru bulgur bulmuşlar bir kazan pilav yaptılar. Tuz yok yağ yok kaşık yok. Sade Torunlarda 8-9 cenaze var.

Öğlene doğru cenazeleri harmanın o taraftaki hareket yarıklarına koydular. Kim mezar eşecek kim yıkayıp kefenleyip gömecek. Kaç gün sonra kabristana götürdüklerini hatırlayamıyorum. Akrabalar bize bir baraka yaptılar. Devlette yardım gelmiyor, yol yok yollar bile yıkılmış. Türküler ağıtlar yakıldı. (Reşadiye ırmağı geliyor coşa coşa, Vali bize bakmıyor sen yetiş İsmet Paşa, Cumhurbaşkanı).

Ve sonra az da olsa yardımlar geldi. Geldi ama bize gelene kadar bitiyor. Dürdane Açıkel isminde bir öğretmenimiz vardı. 23 Nisandı galiba çermiğin tepeye bizi gezmiye götürdü. Aşağıdan yukarıya doğru depremde yarılmış, bizi korkarsınız diye yanaştırmadı. Çok yerlerde öyle deprem yarığı çoktu. Çarşı pazar lise şube karakolun olduğu yerlerdeydi. Susa yolu tahta köprünün ordan geliyordu. Mühendisler geldi şehirin yerini değiştirmek için keten çukuruna gittiler sonunda susadan ayıramayız dediler merkez camiden yukarıya doğru yapılmasına müsaade ettiler. Şehirleşme şimdi ırmağın kıyısına kadar indi.

Reşadiye hep yıkıldı ve yandı. Memurlar hakime muddivmum, öğretmene muallim derlerdi. Çoklarının cesetleri yandı. Sene 1940 beni ilkokula verdiler. Asım çevik Hasime bibimin eşi. Babam üzüntüden hastalandı. Reşadiye'de üç ev kalmıştı. Hala ikisi ayakta. Birisi köşem pidenin yanında o bina bize saray gibi görünüyordu. Odanın biri baş muallim bir muallimler birinde de biz okuyoruz. İki devre kadar orda okuduk. Gazipaşa ilkokulu yapıldı. Sonra ilk okulu orada bitirdik. Doğru dürüst giyecek yok ayağımızda çarıknan akçakolaydan şehire okula geliyoruz. Cumartesi yarım gün pazar tatil. Cumartesi öğlen sonra köye gelip kaykıları alıp kıran dağına çıkıyoruz. Karda kışta odunu edip dış evliyasına bırakıyoruz. Pazar günüde şehire indirip satıyoruz. Kalem defter parası yapıyoruz. Dağda odun ederken ıslanmadık bir yerimiz kalmaz. Bizim o devrenin insanları öyle günlük yaşıyarak geldik bu günlere.

Ölen öldü kalan kaldı hayat devam ediyor. Hükümet konağını yapmaya başladılar. Dozer kepçe hiç bir şey yok. Kabalı köyünden iki çift kömüş öküzü getirdiler. Pulluknan sürüyorlar biz küreknen dışarı atıyoruz. Tabanı bayağı derindir. Aşağıda kalorifer kazan dairesi var. O binanın betonu insan gücüynen yapıldı. Benim bünyem zayıftı. Geccere taşıyamıyordum. Mütayit sami bey görmüş bu çocuğu hafif işlere verin demiş. Beton karılıyor küreklernen sonra gecgerelerle iskelenin üzerinde döne döne yukarı çıkarıyorsun. Hastane ceza evi yapılmaya başladı evler inşaatlar derken şehir yavaş yavaş gelişmeye başladı. Akçakolay şehire indirmek istediler. Belediye Başkanı İbrahim İnan vardı. Allah rahmet etsin o çok istedi önce fırıncı Duranın olduğu yere doğru devlet verdi köyün bir kısmı yaptı. Devlet hane başına 10 lira verdi. Biz üç ev bir binanın içindeydik yapamadık. Sonra belediye hastanenin olduğu yeri verdi orada da kayaların içinde büyük kertenkele çok olurdu. Malımız davarımız yayılırdı orada gitti köyün elinden. En son sanat okulunun olduğu yeri verdiler. Hatta herkesin parselleri bile belli oldu...."

1939 depremini yaşadığında 12 yaşında olduğunu söyleyen 1927 doğumlu İsmet ÇAKMAK olayı şu şekilde anlatıyor:
“1939 yılının aralık ayının 27.günü gece yarısı büyük bir gürültü ile deprem oldu. Ev halkı hep birlikte sokağa kaçtık.Elektrik santrali çalışıyordu.Erbaa toz dumana karıştı çığlıklar,bağrışmalar ana baba günü oldu etraf.Işığı gören santralin önünde toplanıyordu.Hava soğuktu sobalar henüz sönmemişti.Yıkılan evlerden yangınlar başladı.Belediyenin küçük bir arazözü vardı.Yollara yıkılan enkazlardan geçebildiği kadar fedakarca çalışarak yangınları söndürmeye çalıştı.İnsanlar hem ezildiler hem yandılar.Eski ırmak yolundaki mezarlığa cenazeleri topluca açılan mezarlığa gömüldüler.Halk Kızılay çadırlarında,enkazlardan yaptıkları barakalarda yaşamaya çalıştılar.”


 Hasan AÇIKEL  Tokattan.net
   FOTO | Aliaydin29.wordpress.com KAYNAK | Tariheglencesi.com  | Resadiyegazetesi.com

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

Okumadan Geçme
Tokattan.net © 2016-2021 Tüm hakları saklıdır.