+ Tokattan.net | Tokat'tan Dünyaya...: Şehir ve İnsan Tokattan.net | Tokat'tan Dünyaya...: Şehir ve İnsan

Responsive Ad Slot

Şehir ve İnsan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şehir ve İnsan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Afganistan'dan Tokat'a Bir Göç Hikayesi

Hiç yorum yok
S
SCB'nin (Rusya) 1979 yılında  Afganistan'ı işgali sonrası sivil Afganlılar ve Türkler, kitleler halinde Pakistan'a sığınmışlardı. Başta Türkiye olmak üzere bazı devletlerden ve uluslararası kuruluşlardan sığınma talebinde bulunan ve olumsuz yanıt alan Pakistan'daki mülteci kamplarında yaşayan soydaşlarımızın varlığı ve sıkıntıları ancak, Dönemin Devlet Başkanı Kenan EVREN’in Pakistan'daki bir mülteci kampı ziyaretinde grup lideri Abdülkerim MAHDUM ile görüşmesi sonrası dikkate alınabildi. Çıkarılan yasa ile mültecilerin iskanlı olarak getirilebilmesine karar verildi. 1979'da Afganistan'dan Pakistan'a oradan 1982 yılında Türkiye'de Tokat'a uzanan göçün hikayesini araştırdık.

Sovyet Sosyalist Devletler Cumhuriyeti (Rusya) 5 Aralık 1978 tarihli SSCB-Afganistan Dostluk Antlaşması"na dayanarak, 1979 yılında Afganistan'ı işgal etmiş ve iktidarı sovyet yanlısı Babrak Karmal devralmıştı. Uluslararası toplumun tepkisine yol açan işgal sonrası aralarında Peştular, Tacikler ve Türkler daha çok Pakistan’a, Şii olan Hazarlar ise İran’a iltica etmiştir. 1982 Şubat rakamlarına göre Pakistan’a sığınan mülteci sayısının 3 milyonun üzerinde olduğu tespit edildi. Pakistan ve İran’daki Afgan mültecilerinin durumu, uluslararası bir sorun haline dönüştü. 

Mülteciler, ikamet ve iltica hakkı konusunda Türkiye'nin de İslamabad ve Tahran Türk misyonlarına toplu ve ferdi müracaatlarda bulundular. Fakat bu taleplere, başka mülteci akımlarına dönüşebileceği endişesi ile sıcak bakılmadı. Pakistan’daki mülteci kamplarında Özbek, Türkmen, Kırgız ve Kazaklardan oluşan Türk gruplarının varlığı ve sıkıntıları ancak,  Dönemin Devlet Başkanı Kenan EVREN’in Pakistan Ziyareti sırasında ile dikkate alınabildi.

Kenan EVREN'in Pakistan Ziyareti
Ülkemizin gerek Afganistan gerekse Pakistan'la ilişkileri köklü bir geçmişe sahip olup, Kurtuluş Savaşı ve sonrası yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetimize en büyük desteği veren ülkelerin başında bu iki ülke geldi.  İşgal sonrası Türkiye, Afganistan için uluslararası kuruluşlar nezdinde girişimlerde bulundu, sorunun çözümü için tüm siyasi desteğini verdi, Kızılay ve insani yardım kuruluşları aracılığıyla Mültecilere insani yardımlarda bulundu. 

12 Eylül sonrası hız kazanan Pakistan-Türkiye ilişkilerinde; Devlet Başkanı Kenan EVREN'in ilk resmi konuğu Pakistan Devlet Başkanı Ziya’ül Hak olurken, Devlet Başkanı EVREN'in de ilk yurt dışı gezisi de Pakistan’a oldu.

22-27 Kasım 1981 tarihleri arasında gerçekleştirilen Resmi ziyaretinde; Pakistan makamlarınca hazırlanan gezi programında, resmi görüşmeler, Devlet Başkanı onuruna verilen yemek, Peşaver’de Afgan mülteci kampına ziyaret, tarihi yerlerin gezilmesi ve Peşaver Valisinin onura verdiği yemek yer aldı.  Pakistan gelen devlet konuklarına özellikle, Sovyet işgalinin sebep olduğu insanlık dramını ve bunun ekonomik külfetini gösterebilmek, dış yardımların gerçekleşmesini ve mülteci sorununun uluslararası kamuoyunda gerektiği ölçüde duyurulması için Afgan mülteci kamplarını gezdiriyordu.

Pakistan gezisinin ikinci günü (24 Kasım 1981 Salı), Peşaver yakınlarında, çocuk ve kadınlardan oluşan 7 bin kişilik “Nasır Bagh” mülteci kampı ziyaretinde Devlet Başkanı Kenan EVREN, Kuzey Afganistan Vilayetleri İslam İttihadı adındaki Türk partisinin başkanı ve Afganistan milletvekili olan Abdülkerim MAHDUM ile görüştü ve orada “Türkiye’ye iltica etmek istediklerini” birinci ağızdan öğrendi. MAHDUM, Türkiye'de bir gazeteciye verdiği mülakatta görüşmeyi şu ifadelerle anlattı;
Pakistan’a geçince, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne mektupla başvuruda bulundum. Daha sonra Evren Paşa ile Pakistan ziyareti sırasında görüştük. Bizim sefil yaşantımızı gördükten sonra Türkiye’ye getireceğine söz verdi.
EVREN, daha önce Türkiye’ye kabul başvurusuna olumsuz yaklaşan Türk makamlarının aksine, “soydaşlara bağrımızı açacağız” mülahazası ile Türk kökenli ailelerin Türkiye'ye kabulüne ilişkin belgeyi imzaladı ve Türk soylu Afgan mültecilerin Türkiye’ye kabulü süreci başladı.

Pakistan'dan Tokat'a 
Devlet Başkanı Kenan EVREN’in Pakistan ziyareti sonrası Türk asıllı mültecilerin getirilmesi yanında, mültecilerin iskân edilmesini, üretici hale getirilmesini, eğitimlerini ve Türk vatandaşlığına alınmaları için 2641 sayılı yasa bir kereye mahsus çıkarıldı. 

Genelkurmay Başkanlığı’nda ve Başbakanlıkta başlatılan çalışmalar, 12 Bakanlık ve Kızılay  Temsilcileri ile Ankara Üniversitesi ve iskan yapılması düşünülen illerde de komisyonlar kuruldu. 1982 yılının Mart ayında, merkezdeki hukuki düzenlemelerin yanı sıra ayrıntılı bir planlamanın yapılabilmesi için İçişleri, Dışişleri, Tarım ve Orman, Sağlık ve Sosyal Yardım, Köy İşleri ve Kooperatifler Bakanlıkları ve Kızılay Temsilcileri ile Ziraat Fakültesi öğretim görevlilerinden oluşan bir heyet,  Pakistan’da yerinde ön araştırma yaptı. Getirilecek mülteci sayısı için 4500 rakamı tavan olarak belirlendi.

1982 yılının Haziran ayında getirilmesi planlanmış olan mültecilerin, “orucumuzu tutup, dini görevimizi yerine getirdikten sonra gelelim” dedikleri için nakilleri Ağustos ayında gerçekleşti.  366 kişilik ilk Afgan mülteci kafilesinin, 3 Ağustos 1982 tarihinde Pakistan'dan kalkan Türk Hava Yolları’na ait uçakla, saat 15.15 sularında Adana Havaalanına getirilmesi ile Afganlı mültecilerin Türkiye’ye nakilleri başladı.

Adana’da bir günlük istirahatten sonra mülteciler, soy ve akrabalık durumlarına göre farklı şehirlere taşınmışlardır. İlk kafilede gelen 161 kişilik Özbek grubu Gaziantep’e; aralarında Türkmen lider ve Afganistan milletvekili Abdülkerim MAHDUM’un da bulunduğu 205 kişilik Türkmen grubu ise Tokat ’a sevk edildi.

Ülkemizin dört bir yanınındaki geçici iskan bölgelerinde kalan mülteciler için Tokat, Gaziantep, Hatay, Urfa, Van ve Kayseri illerinde kesin iskan bölgelerine kentsel bloklar ve tarımsal yapılar inşa edildi. Toplamda 4163 kişiden oluşan 1006 Özbek, Türkmen, Kırgız ve Kazak aile, geldikleri bölgelerdeki iskan yerleri boy, aile ve akrabalık bütünlüklerinin bozulmaması, Afganistan’da yaşadıkları bölge ve iklim koşulları, meslek ve sanatları, illerdeki hazine arazileri, bölgeye uyumları ve yararları dikkate alınarak şehirsel ve tarımsal olmak üzere iki grupta yerleştirildi.

Geldikleri yerde, daha çok halıcılık ve hayvancılıkla uğraşan Türkmenler, Tokat'a yerleştirildi. 858 kişiden oluşan 195 aile, mesleki özellikleri ve kendi isteklerine bağlı olarak tarımsal ve kentsel olmak üzere iki ayrı gruba ayrılarak 82 aile olan 353 kişi, kentsel amaçlı Tokat merkez Büyük Beybağı Mahallesi, 113 aile olan 505 kişi ise tarımsal amaçlı Tokat Artova ilçesine bağlı Yeşilyurt (Arabacımusa) kasabasına yerleştirildi.

Türkmenlerden tarımsal iskan isteyenlere, konut ve işletme binası, şehirsel iskan isteyenlere konut ve üretici duruma gelmeleri yönünde yardımlar yapıldı. Halıcılık yanında süt hayvancılığı ve besicilik yapabilmeleri için beraberlerinde Karakul koyunlarının Tokat’a getirilmesi özellikle sağlandı. Türkmenlerin Tokat iline yerleştirilmelerinde, Karakul koyunlarına en uygun iklim şartlarının burada olabileceği tespiti etkili oldu.

Soydaşlarımızın ülkemize getirilmesinden sonra Devlet Başkanı Kenan EVREN, Tokat'a gelerek Türkmen lider ve Afganistan milletvekili Abdülkerim MAHDUM’u ziyaret etti.

Anılarda Afganistan'dan Tokat'a  Göç
İlk gelen kafilede yer alan Türkmen lider Abdülkerim MAHDUM, kendilerini dönemin İçişleri Bakanı Selahattin ÇETİNER ile beraberindeki heyetin karşıladığını dile getirerek;
Uçaktan inip toprağı öptük. Vatan toprağına bizleri kavuşturduğu için şükürler olsun dedik. O gece bizi İmam Hatip Lisesi'nde yerleştirdiler. Bir iki gün sonra Tokat'a gitmek üzere yola çıktık.
dedi.

Kendisi de Afganistan göçmeni olan ve eğitiminin bir bölümünü Tokat'ta tamamlayan ve şuan Ankara'nın Çankaya ilçesi Kaymakamı olan Hüdayar Mete BUHARA, 2011 yılında Anadolu Ajansı muhabirine şu açıklamalarda bulunmuştu; 
Bu ulu çınar geçmişte birçok soydaşların ortak sığınma noktası oldu. 1982 yılında devletimiz tarafından uçaklarla Adana'ya getirildiğimizde ben küçük bir çocuktum. Adana'da bize gösterilen misafirperverlik sonrasında sürekli kalacağımız Tokat iline otobüslerle gelirken yollarda geçtiğimiz muhitlerdeki vatandaşlar tarafından bize gösterilen ilgi ve alaka hala hafızamda önemli bir yer tutar. Gerek o yıllarda, gerekse de sonrasında bizler burada en üst düzeyde kabul ve güler yüz gördük. Devletimize ve aziz Türk Milleti'ne ne kadar teşekkür etsek azdır. Bu husustaki minnettarlığımız sonsuzdur. O yıllarda göçmen bir Türkmen ailenin ferdi olarak bu devletin bir kaymakamı olarak görev yapacağımı asla düşünemezdim. Devletimi temsilen devletime ve milletimize hizmet ediyor olmaktan son derece gururluyum bu anlamda. ...Mülki idare amiri olarak değişik illerde kaymakamlık ve vali yardımcılıkları görevlerinde bulundum. Bu süre içerisinde layıkıyla hizmet etmeye çalıştım. Ayrıca her zaman bizlerle beraber gelen ya da daha sonra Türkiye'ye gelip yerleşmiş hemşehrilerimle olan bağımı asla koparmadım. Özellikle çocukların ve gençlerin okumaları noktasında hep gayret içerisinde oldum. Türkiye'nin gelecek güzel günlerinde bizlerin de katkısı olsun istiyorum.

1982 yılında Afganistan'dan göç eden Türkmenlerden Atamurat ÖZAYDIN ise 2011 yılında Anadolu Ajansı muhabirine şu ifadeleri paylaştı;
Oradan da bazılarımız Tokat'ın Artova, Kırşehir'in Çiçekdağı, Sivas'ın Ulaş, Şanlı Urfa'nın Ceylanpınar ilçelerine yerleşti. Bizim Türkiye'ye gelmemizde Abdülkerim Mahdum beyin büyük katkısı oldu. Mahdum bey Pakistan'da yaşayan Türk kökenli vatandaşların hepsini Türkiye'ye getirtti. Mahdum bey herkese önder oldu. Türkmenler olarak onun hakkını ödeyemeyiz. Bizleri Türkiye'ye kabul eden Kenan Evren paşaya da teşekkür ediyoruz. ...Türkiye Cumhuriyeti gelen her aileden bir kişiyi devlet işine yerleştirdi. Bu bakımdan bütün Türkmenler olarak Türkiye'ye minnettarız. Bize Türk halkı da her türlü yardımcı oldu. Türkiye'de yaşamaktan dolayı çok mutluyuz. Buraya ilk geldiğimizde ailelerimiz deri mont işi ile uğraştı. Tokat ve Yeşilyurt ilçesinde yaşayan bazı aileler büyük şehirlere özellikle İstanbul Zeytinburnu'na taşındı. Türkiye'ye geldiğimizde çocuk olanlar okuyarak meslek sahibi oldular. Tokat ve Yeşilyurt'tan aralarında kaymakam, savcı, doktor, müfettiş, pilot, polis, uzman çavuş, öğretmen, muhabir, hemşire, memur, avukat ve gardiyan olan birçok gencimiz var. Benim de bir çocuğum Vakıflar Genel Müdürlüğünde müfettiş. Çocuklarımdan birisi avukat, diğeri de hemşire olacak. Tokat ve Yeşilyurt'taki toplam 190 aile Afganistan'daki yemek kültürlerimizi, geleneklerimizi de yaşatıyoruz. Buradaki tüm Türkmenlerden herkes Türkiye'de yaşamaktan dolayı mutlu. Tokat halkı da bize kucak açtı herhangi bir zorluk çıkarmadılar. Herkes burada özgürce ve huzur içinde yaşıyor.

1982 yılında Türkiye'ye gelen ve 1986'da Tokat'ın Yeşilyurt ilçesinde kurulan daimi konutlara yerleşen Türkmenler yaklaşık 40 yıldır, burada huzur içinde yaşıyor. Geleneksel bir toplumdan gelip modern bir topluma dönüşen Türkmenler, Türkiye'ye ilk geldikleri yıllarda kızlarını okula vermek istemiyorlardı, bugün ise çocuklarını okutmak için kıyasıya bir yarış içindeler. Tokat ve Yeşilyurt'taki aileler Afganistan'daki düğün, nişan, cenaze gibi işlemleri kendi örf ve adetlerine göre yaparken yemek kültürlerini de yaşatıyorlar. 

1982 yılında 4 bin 500 Türk asıllı Afgan göçmenin Türkiye'ye gelmesine öncülük eden Türkmen lider Abdülkerim Mahdum, 2019 yılında Afganistan'ın Cüzcan vilayetinin Kızılayak köyünde hayatını kaybetti.

 Hasan AÇIKEL | Tokattan.net
 Cumhurbaşkanlığı Arşivi
 Ankara.edu.tr
 AA.com.tr
 Facebook/TRTAVAZ
Bu yazı için Sayın Emrullah ÖZTÜRK'ün "Türk Asıllı Afgan Mültecilerinin 12 Eylül Dönemi'nde İskân ve İstihdamı"  başlıklı yüksek lisans tezinden yararlanılmıştır. 

Tokat'ın 900 Yıllık Tarihi Yeniden Canlanıyor

Hiç yorum yok
Tokattan.net | Tokat'ın 900 Yıllık Tarihi Yeniden Canlanıyor
A
nadolu'nun en eski yerleşim merkezlerinden birisi olan ve bir çok uygarlığa ev sahipliği yapan Tokat'ın 900 yıllık tarihi ve kültürel eserleri, yapılan restorasyon çalışmaları ile yeniden gün yüzüne çıkıyor. Tokat, Niksar ve Zile Kaleleri, Sulusokak, Halit sokağı, Yağıbasan Medresesi, Gökmedrese, Hıdırlık Köprüsü, Yazmacılar Hanı gibi bir çok tarihi eser, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı'nın desteği ile Tokat Valiliği ve Tokat Belediyesi tarafından yürütülen projelerle turizme kazandırılıyor. Tokat'ın 900 yıllık tarihine ışık tutan proje kapsamında yapılan çalışmaları araştırdık.

Bizans dönemi adıyla Komana, İran dönemi adıyla Kah-Cun, Selçuklu Devleti döneminde Dar Ün-Nusret, Moğollar döneminde Sobaru adlarıyla da bilinen Tokat'ta tarih yeniden canlanıyor.  Hatti, Hitit, Frig, Roma, Bizans, İlhanlılar, Selçuklular ve Osmanlı gibi 14 devlete ve 5 beyliğe ev sahipliği yapan Tokat'ın 900 yıllık tarihi ve kültürel yapılarını restorasyon çalışmaları ile yeniden gün yüzüne çıkarmak için bir çok proje yürütülüyor.

Yürütülen projeler ile Tokat, Niksar ve Zile Kaleleri, Hatuniye (Meydan) Cami ve çevresi, Bey Sokağı, Beyhamam Sokağı, Halit Sokağı ve Sulusokakda yer alan sivil mimarlık örneği yapılar, Deveciler Hanı, Arastalı Bedesten, Suluhan, Takyeciler Camii, Yağıbasan Medresesi, Gökmedrese, Yüksek Kahve Demokrasi Müzesi, Hıdırlık Köprüsü, Yazmacılar Hanı restore edilerek turizme kazandırılacak.

2005 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü desteği ile başlayan 2016 yılında "900 Adımda 900 Yıllık Tarih" olarak hızlanarak devam eden proje ile yapılan çalışmaları araştırdık.

"900 Adımda 900 Yıllık Tarih" Projesi
Tokat merkezde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı'nın desteği ile Tokat Valiliği ve Tokat Belediyesi tarafından başlatılan "900 Adımda 900 Yıllık Tarih" projesi kapsamında ziyaretçilerin Türklerin Anadolu’ya gelişlerinden itibaren  900 yılda  mimari adına ortaya koydukları önemli  eserleri kesintisiz olarak ziyaret edebileceği bir rota oluşturulması planlanıyor.  

Hatuniye (Meydan) Camiinden başlayan rota ile Gökmedrese, Tahşan, Yazmacılar Hanı, Halit Sokağı, Sulusokak'ta bulunan tarihi kent meydanı ve restore edilerek müzeye dönüştürülen medrese, han, hamam gibi yapılar ile tarihi Camiiler, Cumhuriyet Meydanında bulunan Ali Paşa Camii ve Hamamı, Behzat Bulvarında yer alan Yüksekkahve Demokrasi Müzesi, Behzat Camii, Tarihi Saat Kulesi, Mevlevihane ve Bey Sokağı ile Latifoğlu Konağı, Atatürk evi ve Gazi Osman Paşa Müzesini ziyaret edilebilecek. Ayrıca, yürütülen proje kapsamında ziyaretçilerin konaklama, dinlenme ve alışveriş ihtiyaçlarını karşılayabileceği sosyal donatıların yapılması planlanıyor.

Rota güzergahında devam Tokat Kalesi, Tokat Meydan, Sulusokak Tarihi Kent Meydanı, Kültür Sokağı ve Sokak Sağlıklaştırma Projesi, Gök Medrese gibi bir çok tarihi ve kültürel yapı için hazırlanan restorasyon ve yeniden düzenleme projelerinden Behzat Camii, Mevlevihane, Yüksek Kahve Demokrasi Müzesi, Bey Sokağı, Tokat Şehir Müzesi, Ulu Camii, Halit Sokağı ve Yazmacılar Hanı tamamlandı.

Gökmedrese 
Halk arasında “Pervane Medresesi”, “Kırk Kızlar Medresesi”, “Darüşşifa”, “Bimarhane Tekkesi” olarak da adlandırılan Gökmedrese, 1277 yılında Müineddin Pervane Süleyman tarafından yaptırılmıştır. 1926 yılından itibaren Halis Turgut CİNLİOĞLU'nun girişimleri ile Tokat'ın ilk müzesine ev sahipliği yapmıştır. Anadolu Selçuklu mimari ve sanatının en belirgin özelliklerini taşıyan yapı, Müzenin 3 Mart 2012 tarihinde Sulusokak’ta bulunan ve bir Osmanlı yapısı olan Arastalı Bedesten'e taşınması ile boş kalmıştı. 

Gökmedrese'nin turizme kazandırılması için "900 Adımda 900 Yıllık Tarih" projesi kapsamında 2021 yılında yeniden restore edilmeye başlandı. 

Tokat Meydanı
2015 yılında 4 etap olarak planlanan proje ile Meydan bölgesi olarak bilinen Hatuniye Camii önündeki alanın eski tarihi ve ticari kimliğine kavuşturulması için Taşhan ve Hatuniye Camii arasındaki binaların yıkılarak, Gökmedrese, Taşhan, Hatuniye (Meydan) Camii ve yanındaki imaretin birbirlerini görmesi hedefleniyordu. 4 etaptan 3 etabı tamamlanan projenin 2022 yılında bitirilmesi bekleniyor.

Sulusokak Tarihi Kent Meydanı
Sulusokak Tarihi Kent Meydanı projesi ile tarihi ipek yolu üzerinde yer alan Tokat'ın geçmişte ticaret merkezi olan Sulusokak'taki Deveciler Hanı, Yağıbasan Medresesi, Arastalı Bedesten, Sulu Han, tarihi camiiler, türbeler ve hamamların olduğu çarşı, şehrin kültür ve turizm merkezini yansıtan açık hava müzesine dönüşüyor.  

Proje kapsamında kentle ilgili pek çok eserin görülebileceği 3 katlı Tokat Şehir müzesi 2019 yılında açıldı. Araç trafiğine kapatılan çarşının Tarihi Kent Meydanı olması için peyzaj çalışmaları tamamlandı.  Fatih Mehmet Paşa Hanı olarak da bilinen Deveciler Han'ın otelAnadolu'nun ilk Üniversitesi Yağıbasan Medresesi'nin "Bilim Tarih Müzesi", Suluhan'ın "Çocuk Müzesi", Mustafa Ağa Hamamı'nın "Hamam Kültürü Müzesi"Anadolu'nun ilk umumi helası Sık Dişini Helası'nın "Su ve Temizlik Müzesi" olarak restore edilmesi için çalışmalar devam ediyor. 

Tokat Kalesi
Roma Döneminde yol güvenliği için milattan sonra 5-6'ncı yüzyılda yapıldığı tahmin edilen ve ilk defa 1074 yılında Danişmend Melik Gazi tarafından fethedilen Tokat Kalesi; Osmanlı Devleti'nde “Çardak-ı Bedevi” denilen zindan olarak kullanılmıştır. Kale, başta Bizans İmparatoru A. Diogenis olmak üzere birçok ünlünün tutsak yeri olmuştu.  Kalenin turizme kazandırılması için 2009 ve 2010 yıllarında burçları sağlamlaştırılarak, çevresinde kazı çalışmaları yapılmıştır. Yapılan çalışmalar sırasında erzak küpleri, askeri barınak ve 2 zindan bulunmuştu. Zindanlardan birinde, 1431- 1476 yıllarında yaşayan "Kazıklı Voyvoda" olarak bilinen Eflak Beyliği Prensi Kont Dracula'nın esir tutulduğu ileri sürülmüştü.

"900 Adımda 900 Yıllık Tarih" projesi ile 2021 yılında Tokat Kalesi ve çevresinin turizme kazandırılması için çalışmalar devam ediyor.

Hıdırlık Köprüsü
Tokat kent merkezinden geçen Yeşilırmak üzerinde yer alan ve 1250 yılında Selçuklular zamanında inşa edilen  Hıdırlık Köprüsü,  kesme taştan yapılan 151 metre uzunluğunda, 7 metre genişliğindeki 5 gözden oluşmaktadır. 2013 yılında araç trafiğine kapatılarak yaya ulaşımına açılan köprü, "900 Adımda 900 Yıllık Tarih" projesi kapsamında 2021 yılında yeniden restore edilmeye başlanmıştır. 

Kültür Sokağı
Türklerin Anadolu’ya gelişlerinden itibaren 900 yılda mimarlık adına ortaya koydukları önemli eserlerin görülebileceği tek şehir olan Tokat’ta, sivil mimarinin en güzel örneği olan evler “Kültür Sokağı ve Sokak Sağlıklaştırma” projesi kapsamında restore ediliyor. Halit Sokağı, Bey Sokağı ve Bey Hamam Sokağı başta olmak üzere 7 sokakta yer alan ahşap binaların yanı sıra betonarme binaların da dış cephesi tarihi dokuya uygun olarak dizayn ediliyor. 

"900 Adımda 900 Yıllık Tarih" projesinin hayata geçirilmesinde etkin rol oynayan ve projeyi "Biz hayallerimizin peşinden gittik." sözleriyle değerlendiren Tokat Belediye Başkanı Av. Eyüp EROĞLU Tokattan.net sitemize şu açıklamalarda bulundu;
6000 Yıllık tarihi ile 14 medeniyete beşiklik etmiş Tokat adeta saklı kalmış tarih bahçesi gibi. 900 Adımda 900 yıllık tarih serüveni Milletvekilimiz Yusuf Beyazıt'ın Vakıflar Genel Müdürlüğü döneminde Tokat'ımızda gün yüzüne çıkardığı tarihi eserlerin bir bütün olarak ziyaret edilmesi için başlatılan bir proje aslında. Tokat'ımızı açık hava müzesine dönüştüren bu proje kapsamında bir çok tarihi eser restore edildi, ediliyor. 2005 yılında başlayan 2016 yılında hızlanan proje ile Tokat'ımıza gelen misafirler gezdiğinde şehrimizin tarihi dokusunu, cazibesini, zarafetini hissederek yaşayacaklar. Proje kapsamında çalışmalarına başladığımız Meydan projesi kapsamında Hatuniye (Meydan) Camii ile Taşhan arasındaki tarihi meydanın tekrar açığa çıkartılması tamamlandı. Halit Sokağı ve Yazmacılar Hanında restorasyon, sokak sağlıklaştırma çalışmaları sona erdi. Yazmacılar Hanı Butik Otel olarak hizmet vermeye başladı. Sulusokak Kent Meydanı projemizle bu bölgedeki onlarca tarihi eseri ve müzelerimizi ziyaretçilerin tarihte ufuk turu atmaları için hazırladık. 2019 yılında Sulusokak'ta açtığımız Tokat Şehir Müzesi 500 bin ziyaretçiye ulaştı, 2020 yılında ödül aldı. Bir zamanlar bu bölgedeki ticari canlılığa şahitlik eden Deve kervanından oluşan heykellerimiz ziyaretçilerimize görsel bir şölen sunuyor. Yüksek Kahve Demokrasi Müzesi, Saat Kulesi, Mevlevihane ve Bey Sokağı şehrimizin başka bir bölgesinde misafirlerimizin huzur bulacağı mekanlar. Bey Sokağı gibi sivil mimari örneği olan yapıların restore edilmesi için başlatılan Kültür Sokağı projemiz kısmen tamamlandı. Şehrimizi tarih ve kültür merkezi haline getirecek bir çok projeye destek veren Tokat Milletvekillerimize, Tokat Valiliğimize, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansımıza, Vakıflar Genel Müdürlüğümüze, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımıza ve yöneticilerine teşekkür ediyorum.
2002-2011 yılları arasında yürüttüğü Vakıflar Genel Müdürlüğü döneminde Tokat'taki bir çok önemli tarihi eserin gün yüzüne çıkmasına katkı sunan ve "900 Adımda 900 Yıllık Tarih" projesinin de mimarlarından biri olan Tokat Milletvekili Av. Yusuf BEYAZIT ise proje ile ilgili şu ifadeleri paylaştı;
Benim bu şehirde bir hayalim var. Hanlarıyla, hamamlarıyla, kervansaraylarıyla, tarihiyle, kültürüyle, medeniyetiyle, şiirleriyle, şairleriyle, yazarlarıyla, yaylalarıyla, ovalarıyla, kaplıcalarıyla, ‘Veni Vidi Viji’siyle, Kazıklı Voyvada’sıyla Tokat’ımızı bir tarih, kültür, turizm merkezi haline getirmek boynumuzun borcudur. Vakıflar Genel Müdürlüğü yaptığım dönemde, başlattığımız, projelerin bugün ete kemiğe büründüğünü görmek, bizi çok mutlu etmektedir. O günden bu güne Amacımız; Tokat’ımızı ziyaret edenlerin, sadece Ballıca ve şehir merkezinde tur atıp gitmeleri değil, Şehrimizde konaklayacak, alışveriş yapacak kadar zaman geçirmeleri, Tokat ekonomisine katkı sağlayacaktır. Belediye Başkanımız, Valimiz ve Milletvekillerimiz olarak Tokat’ımızı hem kültür, hemde ekonomik gelişimine katkı sağlayacağını düşündüğünüz bu projeler her yönüyle Tokat’ın tarihi dokusunu ayağa kaldıracak, İstanbul’dan sonra en fazla tarihi esere sahip illerden biri olan şehrimizi olması gereken kültür şehrine dönüştürecektir. Şehrimizi gastronomi ve kültür merkezi haline dönüştürülmesi için, destek veren tüm kurumlara ve yöneticilerine teşekkür ediyor, Tokat’ımıza ve bölgemize hayırlı olmasını diliyorum.
Ayrıca, "900 Adımda 900 Yıllık Tarih" projesi dışında Tokat'ın tarihi ve kültürel zenginliği ile öne çıkan ilçeleri Niksar ve Zile'de restorasyon çalışmaları yürütülüyor. UNESCO Kültür Mirası Listesinde yer alan ve içerisinde 22 tarihi yapıyı barındıran Niksar Kalesi, 2021 yılında başlanacak restorasyon çalışmalarının bitmesiyle Ani Harabeleri'nden sonra Anadolu'nun ikinci büyük açık müzesi haline gelecek. Roma Konsülü Jül Sezar'ın M. Ö 47 yılında Pontuslularla yaptığı Zela savaşı sonrası "Veni Vidi Vici" (Geldim Gördüm Yendim) sözünü söylediği rivayet edilen Zile'de, 2021 yılında başlayan çalışmalarla "Zile Kalesi Veni Vidi Vici Kent Müzesi" kurulması planlanıyor.

 Hasan AÇIKEL | Tokattan.net
 Twiter/tokatvaliligi
 Tokat:gov.tr
 Tokat.gov.tr
 Kulturportali.gov.tr/

2007'den 2020'ye Türkiye'deki Tokat'lılar

Hiç yorum yok
Tokattan.net | 2007'den 2020'ye Türkiye'deki Tokat'lılar
T
ürkiye'nin 2020 yılına ait Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçları TÜİK tarafından 4 Şubat 2021'de paylaşıldı. Türkiye’nin nüfus bakımından 35. büyük ili olan Tokat, 2020 yılında önceki yıla göre %2.43 oranı ile nüfusu en çok düşen illerin başlarında yer aldı. Bugün nüfusunun çoğu çeşitli nedenlerle dışarıda bulunan Tokat’ın il nüfusundan ziyade ülkemizdeki Tokat'lıların sayısı daha da önemli hale geldi. Türkiye nüfusundan yola çıkarak dağılan 2007 yılından 2020 yılına Tokat nüfusuna kayıtlı kişilerin yaşadığı illerin ve ilçelerin izini sürdük.

Kısa adı TÜİK olan Türiye İstatistik Kurumu,  2020 yılına ait ülkemizin Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçlarına göre nüfus sayılarını 4 Şubat 2020 tarihinde yayınladı. TÜİK tarafından açıklanan Türkiye'nin nüfusu, 31 Aralık 2020 tarihi itibarıyla bir önceki yıla göre 459 bin 365 kişi artarak 83 milyon 614 bin 362 kişiye ulaştı. Erkek nüfus 41 milyon 915 bin 985 kişi olurken, kadın nüfus 41 milyon 698 bin 377 kişi oldu. Diğer bir ifadeyle toplam nüfusun %50,1'ini erkekler, %49,9'unu ise kadınlar oluşturdu.

Yıllara Göre Tokat nüfusu:
2007 Yılı: 620.722 Kişi ( Merkez: 181.262 )
2008 Yılı: 617.158 Kişi ( Merkez: 176.564 )
2009 Yılı: 624.439 Kişi ( Merkez: 182.572 )
2010 Yılı: 617.802 Kişi ( Merkez: 188.173 )
2011 Yılı: 608.299 Kişi ( Merkez: 182.371 )
2012 Yılı: 613.990 Kişi ( Merkez: 182.225 )
2013 Yılı: 598.708 Kişi ( Merkez: 184.345 )
2014 Yılı: 597.920 Kişi ( Merkez: 185.626 )
2015 Yılı: 593.990 Kişi ( Merkez: 188.736 )
2016 Yılı: 602.662 Kişi ( Merkez: 192.065 )
2017 Yılı: 602.086 Kişi ( Merkez: 196.386 )
2018 Yılı: 612.646 Kişi ( Merkez: 201.294 )
2019 Yılı: 612.747 Kişi ( Merkez: 199.805 )
2020 Yılı: 597.861 Kişi ( Merkez: 203.395 )
2020 Yılında Tokat Nüfusu
Türkiye’nin nüfus bakımından 35. büyük ili olan Tokat, TR83 Bölgesi’nin de Samsun’dan sonra en büyük ili konumundadır. Tokat'ın nüfusu 2000 yılına kadar artarken bu tarihten sonra önemli bir düşüş yaşadı. 2012 yılından sonra kısmen artış ve azalışlar gösterirken 2020 yılında önceki yıla göre %2.43 oranı ile nüfusu en çok düşen illerin başlarında yer aldı. 

Nüfus artış hızının düşük olmasında; toplam doğurganlık oranının düşük olması, ekonomi, işsizlik, eğitim ve sağlık gibi nedenler etkili oldu. 

TÜİK tarafından açıklanan Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçlarına göre Tokat’ta ikamet eden nüfus 2019 yılında, 612 bin 747 kişi iken 14 Bin 886 kişi azalış ile 597 bin 861 kişi oldu. Bu nüfus, 299.519 erkek ve 302.567 kadından oluşurken nüfusun %50,27 erkekler, %49,73 kadınlardan oluştu. Yüz ölçümü 10.073 km2 olan Tokat'ta kilometrekareye 59 insan düşerken, nüfus yoğunluğu 59/km2 oldu.

Bir önceki yıla göre Tokat Merkez’in nüfusu 3 bin 590 kişi artarak 203 bin 395 olurken, Tokat’ın nüfus bakımından en büyük ilçesi 2020 yılında da Erbaa oldu. Erbaa ilçesinin nüfusu 2 Bin 731 kişi artarak 98 bin 342’ye ulaştı.

Türkiye'deki Tokat'lılar
TÜİK, tarafından açıklanan Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları kişilerin ikamet ettiği yere göre dağılımdan oluşmaktadır. TÜİK, her yıl Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçlarında ikamet edilen yere bağlı nüfusun yanı sıra kişilerin nüfusa kayıtlı olunan ilçeye göre ikamet edilen il sayılarını da yayınlıyor. Bizler TÜİK'in son yayınladığı sonuçlarla, Türkiye'nin neresinde ne kadar Tokat'lı yaşadığını yani doğduğu değil doyduğu yerlerde yaşayan Tokat'lıları öğrenebiliyoruz. Gidenlerin emekli olmadan dönmeyi düşünmeyen Tokat'lıların gidiş nedenleri farklı olsa da gurbette yaşadıkları yerler ise aynı. 

2007'den 2020'ye son 14 yılda dağılan Tokat nüfusunu incelediğimiz Ülkemizde, 2007 yılında 1 Milyon 195 bin 638 iken 2020 yılında ise 1 Milyon 363 bin 380 Tokat nüfusuna kayıtlı olan kişi var. Ülkemizde, 2007 yılından 2020 yılına kadar son 14 yılda Tokat nüfusuna kayıtlı olan kişi sayısı %12 artarak 167 bin 742 kişi olurken, Tokat'ta bu sayı 2007 yılında 563 bin 43 kişi iken 2020 yılında 42 bin 186 kişi ile %8 azalarak 520 bin 857 kişiye düştü.

2007 yılında Tokat'ın dışında yaşayan Tokat'lı sayısı 632 bin 595 kişi iken 2020 yılında bu sayı  842 bin 523 kişiye ulaştı, yani Ülkemizdeki Tokat'lıların %62'si Tokat'ın dışında ikamet ediyor. Tokat'lılar, birçok ilde hatırı sayılır bir nüfusa ulaşırken günümüzde Türkiye’nin 81 iline de yerleşmiş durumdalar. 

2007 yılında Tokat nüfusuna kayıtlı kişilerin çoğunlukla yaşadığı yerler; Tokat'tan sonra sırayla İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli, Bursa, Tekirdağ, Antalya, Samsun iken en az Tokat'lı ise Kilis olarak görünürken 2020 yılında ise tek değişiklik Tokat'lı kişi sayısında Tekirdağ'ın Bursa'yı geçmesi oldu.

En ilginç istatistik ise 2007 yılında 3 bin 975 Tokat'lı ikamet ettiği Şanlıurfa'da, sonraki yıllarda bu rakam Bin kişinin altında seyretmesi ve 2020 yılında Bin 1 (1001)  kişi olması idi.

Türkiye'nin en metropolü İstanbul'da Tokat'lıların yoğunlukla yaşadığı ilçelerin başında 2007 yılında 41 bin 638 kişiyle Küçükçekmece, 38 bin 473 kişiyle Ümraniye ve  34 bin 676 kişiyle Büyükçekmece; 2020 yılında 47 bin 759 kişiyle Esenyurt, 33 bin 547 kişiyle Küçükçekmece ve 31 bin 939 kişiyle Sancaktepe gelirken, en az Tokat'lı ise 2007 yılında 357 kişiyle Şile'de, 2020 yılında ise 424 kişiyle Adalar ilçesinde ikamet ediyor.

Başkent Ankara'da Tokat'lıların yoğunlukla yaşadığı ilçelerin başında 2007 yılında 13 bin 684 kişiyle Çankaya ve 8 bin 241 kişiyle Keçiören; 2020 yılında 15 bin 614 kişiyle Çankaya ve 11 bin 716 kişiyle Etimesgut gelirken, en az Tokat'lı ise 2007 yılında 7 kişiyle Evren'de, 2020 yılında ise 4 kişiyle Güdül ilçesinde ikamet ediyor.

Ege'nin incisi İzmir'de Tokat'lıların yoğunlukla yaşadığı ilçelerin başında 2007 yılında 10 bin 850 kişiyle Konak ve 4 bin 944 kişiyle Karşıyaka; 2020 yılında 8 bin 378 kişiyle Karabağlar ve 5 bin 468 kişiyle Buca gelirken, en az Tokat'lı ise 2007 yılında 10 kişi ve 2020 yılında 15 kişi ile Beybağ ilçesinde ikamet ediyor.

2007'de 2020'ye %58 artışla dikkatleri üzerine Trakya'nın mavisi Tekirdağ'da ise Tokat'lıların yoğunlukla yaşadığı ilçelerin başında 2020 yılında 12 bin 193 kişiyle Çerkezköy, 7 bin 115 kişiyle Çorlu ve 6 bin 243 kişiyle Kapaklı geliyor.

Tokat'lıların yoğunlukla yaşadığı İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli, Tekirdağ, Bursa, Antalya, Samsun gibi büyük şehirlerin yanı sıra birçok şehirde Tokat il, ilçe ve köy dernek, vakıf, federasyon ve konfederasyonları mevcut. Tokat'lılar, Tokat'tan sonra Tokat'lıların en çok yaşadığı şehir olan İstanbul'da 400'e yakın dernek ve vakıf ile Tokat kültürünü metropol de yaşatmaya çalışıyor.



 Hasan AÇIKEL | Tokattan.net
 Tokattan.net
  TUIK:gov.tr

Milletvekili Yusuf BEYAZIT'tan 1939 Depremi Mesajı

Hiç yorum yok
Yıl 1939, 26 Aralık’ı 27 Aralık’a bağlayan gece, sabaha karşı, halk arasında “Büyük Hareket” olarak da bilinen “Erzincan Depremi”nde Kelkit ırmağı boyundaki şehirler depremle sarsıldığı Kelkit vadisinin en acı gününün 80. yılında TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi ve Tokat Milletvekili Av. Yusuf BEYAZIT bir mesaj yayılandı. Vekil Yusuf BEYAZIT, mesajında bu büyük acıların bir daha yaşanmaması temennisinde bulundu.

  Türkiye’de depremlerin yoğun yaşandığı bölgelerden biri hatta en önemlisi Kuzey Anadolu Fay Hattında 1939 yılının 26 Aralık’ı 27 Aralık’a bağlayan gece  saat 2.00'da meydana gelen halk arasında“Büyük Hareket” olarak da bilinen “Erzincan Depremi”nde Kelkit ırmağı boyundaki şehirler depremle sarsılmış, resmi rakamlarla toplam 32.962 kişi hayatını kaybetmiş, yaklaşık 100.000 kişi de yaralanmıştır. TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi ve Ak Parti Tokat Milletvekili Av. Yusuf BEYAZIT, 1939 depremiyle ilgili bir mesaj yayınladı..

Tokat Milletvekili BEYAZIT açıklamasında şu ifadelere yer verdi; 
Reşadiye, Erzincan
Sallandı beşik gibi,
Yıkıldı başımıza
Evlerimiz çuğ gibi....

Ağlayan yüreklerin, yürek yakan feryatların en acı tarifidir bu ağıt. 26 Aralık’ı 27 Aralık’a bağlayan 1939 yılının soğuk kış gecesinde, Reşadiye, Erbaa ve Niksar ovasını yerle bir eden, büyük hareketin ve akabinde çıkan yangınlarda nerdeyse yıkılmadık ev ve işyeri kalmamış, yüzlerce ecdadımızı bu depremde hayatını kaybetmiştir. 1939 depreminin 80. yılında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. 

Allah’ım ülkemizi afetlerden korusun. (Amin)” 


 Hasan AÇIKEL  Tokattan.net
 Tokattan.net
 Facebook/YusufBeyazıt

Atatürk'ün Vefatı Sonrası Tokat

Hiç yorum yok
T akvim yaprakları 10 Kasım 1938 Perşembe gününü gösterdiğinde Cumhuriyetimizin Kurucusu ATARTÜRK'ün vefatı üzerine müdavi ve müşavir doktorları tarafından “Reisicumhur Atatürk’ün umumi hallerindeki vahamet dün gece saat 24.00’te neşredilen tebliğden sonra her an artarak bugün, 10 İkinci Teşrin 1938 Perşembe sabahı saat dokuzu beş geçe Büyük Şefimiz derin koma içinde terk-i hayat etmişlerdir. ifadeleri raporlaştırılıp Hükümet’e bildirilmiş, Hükümet vefat haberini yayınladığı resmî bir tebliğ ile kamuoyuna açıklamıştır. TBMM'de kararlaştırılan Atatürk’ün cenaze töreninin yapıldığı 21 Kasım’da, İçişleri Bakanlığı yayınlanan genelge doğrultusunda, tüm yurt da eş zamanlı olarak Atatürk için düzenlenen cenaze merasimleri Tokat, Turhal ve Zile’de de yapılmıştır.

  Milletlerin tarihine yön veren büyük şahsiyetlerin hayatları boyunca yaptıkları işler kadar, vefatları da yön verdikleri milletler üzerinde derin izler bırakmıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk harp meydanlarında kazandığı büyük zaferleri, yeni ve milli temeller üzerine inşa edilen modern Türkiye Cumhuriyeti ile taçlandırmıştır. 10 Kasım 1938’de İstanbul’da hayata gözlerini yuman ve ömrünü milletine vakfeden Atatürk’ün vefatı tüm yurtta geniş yankı uyandırmış ve üzüntüyle karşılanmıştır. 

Atatürk’ün cenaze töreni 21 Kasım 1938’de Ankara’da yapılmış ve naaşı geçici olarak Etnografya Müzesi’ne kaldırılmıştır. TBMM tarafından kararlaştırılan Atatürk’ün cenaze töreninin yapıldığı 21 Kasım’da, İçişleri Bakanlığı yayınlanan genelge doğrultusunda, tüm yurt da eş zamanlı olarak Atatürk için düzenlenen cenaze merasimleri Tokat, Turhal ve Zile’de de yapılmıştır.

Tokattan.net olarak Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Yunus Emre TEKİNSOY'un Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi için kaleme aldığı "Atatürk’ün Vefatı Nedeniyle Tokat, Turhal ve Zile’de Yapılan Merasimler" adlı çalışmasının ışığında Atatürk'ün vefatında sonra yaşanılanları ve Tokat'ta yapılan merasimleri derledik...

Atatürk’ün Vefatı
  Ömrünün çoğunu harp meydanlarında ve sonrasında kurucusu olduğu Cumhuriyetin ilelebet payidar olması için yapılan çalışmalarda geçiren ve gerektiğinde 24-30 saat aralıksız çalışabilen, saatlerce ayakta durduktan sonra bile en ufak bir yorgunluk belirtisi göstermeyen Atatürk, 1937 yılına gelindiğinde ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalmıştır. Atatürk’ün rahatsızlığının tüm süreçlerini Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelp, Dr. Ziya Naki Yaltırım, Dr. Refik Saydam, Dr. Hulusi Alataş ve Dr. Asım Arar yakından izlemişler, ancak Atatürk doktorlara pek yardımcı olmadığı için laboratuar incelemeleri yapılamamıştır. Siroz hastalığına yakalanan, ancak teşhisi hemen konulamayan Atatürk için Türk doktorlarının yanı sıra yurt dışından da tanınmış doktorlar getirtilmiş ve yeni tedavi yöntemleri uygulanmıştır. Ancak doktorların dinlenme uyarılarına uymayarak Hatay meselesi üzerinde yoğun mesai harcaması ve bu nedenle 1938 yılının Mayıs ayında yurt içinde gezilere çıkması Atatürk’ü yatağa mahkûm etmiştir.

Karnından su aldıran ve komaya girmeye başlayan Atatürk, yine komaya girdiği bir gecenin sabahında 10 Kasım 1938 Perşembe günü saat 9.05’te Dolmabahçe Sarayı’nda vefat etmiştir. Atatürk'ün vefatı üzerine müdavi ve müşavir doktorları tarafından “Reisicumhur Atatürk’ün umumi hallerindeki vahamet dün gece saat 24.00’te neşredilen tebliğden sonra her an artarak bugün, 10 İkinci Teşrin 1938 Perşembe sabahı saat dokuzu beş geçe Büyük Şefimiz derin koma içinde terk-i hayat etmişlerdir.” ifadeleri raporlaştırılıp Hükümet’e bildirilmiştir. Hükümet vefat haberini yayınladığı resmî bir tebliğ ile kamuoyuna açıklamış, telefon ve telgrafın yanı sıra radyo ile de öğlen saatlerinden başlanarak hem Türk kamuoyu hem de 11 farklı çeviri ile dünya kamuoyu durumdan derhal haberdar edilmiştir. Birçok gazete siyah beyaz olarak 2. baskıyla yayınlanan resmî tebliğ ile birlikte hadiseyi okuyucusuna duyurmuş, Dolmabahçe Sarayı’ndaki Cumhurbaşkanlığı forsu yarıya indirilmiştir. Ülkede “Milli Matem” ilan edilmiştir. Kısa sürede acı haber her yere yayılmış resmi daireler, müesseseler ve sefarethaneler bayraklarını yarıya indirmişlerdir. Tüm eğlence yerleri, içkili lokantalar ve bazı mağazalar kara haberi duyar duymaz kepenk kapatmışlardır. İstanbul’daki yabancı devlet temsilcileri resmi kıyafetleriyle Saray’a giderek açılan özel defteri imzalamaya başlamışlardır.

11 Kasım 1938 Cuma günü TBMM toplanarak Batı’da Atatürk sonrası ile ilgili duyulan endişenin aksine Türk devlet ricali soğukkanlı davranmış ve TBMM yeni devlet başkanı olarak CHP Malatya Milletvekili İsmet İnönü, oylamaya katılan 348 milletvekilinin tamamının oyuyla Cumhurbaşkanı seçilmiştir.  İsmet İnönü, Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından istifasını sunan Başbakan Celal Bayar'a icra vekillerinin görevlerine vekâleten devam etmelerini rica etmiş ve yeni hükümeti kurma görevini yeniden Bayar’a vermiştir.

Atatürk’ün cenaze merasimine ait program TBMM’de müzakere edilerek hazırlanmış, 21 Kasım’da yapılacak olan cenaze törenini düzenlemek üzere Numan Menemencioğlu başkanlığında toplanan komisyon, Atatürk’e layık bir “Anıt-Kabir” yapılıncaya kadar naaşın Etnografya Müzesi’nde kalacağını duyurmuştur. 16 Kasım’da Atatürk’ün Türk bayrağına sarılı tabutu, Dolmabahçe Sarayı’nın büyük tören salonunda bir katafalk üzerine yerleştirilerek üç gün süreyle halkın ziyaretine açılmıştır.

19 Kasım sabahında İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Ord. Prof. M. Şerafettin Yaltkaya tarafından Türkçe tekbirler eşliğinde Dolmabahçe Sarayı’nda kıldırılan cenaze namazı ardından Atatürk’ün naaşı Dolmabahçe’den Sarayburnu’na getirilmiş ve Zafer Torpidosu ile Yavuz Zırhlısına konulmuştur. Yavuz Zırhlısı ile İzmit’e getirilen Atatürk’ün naaşı, İzmit’te Cumhurbaşkanlığı Treni’nde kendisi için hazırlanan özel vagona yerleştirilmiş, Bilecik, Eskişehir, Polatlı ve Etimesgut’tan sonra 20 Kasım’da Ankara’ya ulaşmıştır. Tüm devlet erkânı ile yoğun bir kalabalığın karşıladığı naaş, trenden alınarak top arabasına konulmuş, büyük bir törenle TBMM’nin önünde hazırlanan katafalka yerleştirilmiştir ve halkın ziyaretine açılmıştır

21 Kasım’da ise aralarında çok sayıda yabancı devlet temsilcisinin ve askerî birliğinde bulunduğu büyük bir törenle TBMM’den alınan naaş, 80 askerin çektiği top arabasının üzerinde Türk milletinin göz yaşları arasında geçici kabri olan Etnografya Müzesi’ne getirilmiş ve  hazırlanan mermer lâhdin üzerine yerleştirilmiştir. Törenden yaklaşık 4 ay sonra Atatürk’ün naaşı Etnografya Müzesi’ndeki geçici kabre konulmuştur. 15 yıl sonra, 10 Kasım 1953’te ise Atatürk’ün naaşı Etnografya Müzesi’nden alınarak ve Anıtkabir’e defnedilmiştir.

Atatürk’ün Vefatı Nedeniyle Yapılan Merasimler
  Atatürk’ün vefatı nedeniyle gerek İstanbul ve Ankara’da, gerekse tüm yurt da yapılacak olan törenlerin olası bir kargaşaya yol açmaması ve tam bir düzen içerisinde gerçekleştirilmesi için İçişleri Bakanı Dr. Refik Saydam tarafından Valiliklere bir genelge gönderilmiştir. Atatürk’ün naaşının Etnografya Müzesi’ne konulacağı gün olan 21 Kasım 1938 Pazartesi günü Türkiye genelindeki tüm il ve ilçelerde yapılması öngörülen merasimde intizam ve ihtimamın temini için şu tedbirlerin alınması istenmiştir:
1- Tören saat 14:00’te başlamalıdır.
2- Halk tam saat 14:00’te heykel ve büst olan yerlerde bunların etrafında, olmayan yerlerde ise Cumhuriyet Meydanlarında toplanmalıdır.
3- Heykel ve büst bulunmayan meydanlarda güzel ve büyük bir kürsü üzerine Atatürk’ün bir fotoğrafı konulmalıdır. Kürsü Türk bayrağı ve CHP bayrağıyla örtülecek, ayrıca hiç bir siyah işaret bulundurulmamalıdır.
4- Toplanma işi planlı ve düzenli olmalıdır. Bu maksatla yetkili teşekküllerin temsilcilerinden bir komisyon oluşturulmalıdır. Bu komisyon toplanma yerini tetkik etmeli ve toplanma şeklini gösteren birer kroki yaparak toplanmayı idare edecek yeterli miktarda memur tayin etmeli ve bunlara görevlerini öğretmelidir. Parti mensuplarının bu işte görevlendirilmeleri esastır.
5- Atatürk’ün büyük eserini emanet ettiği Türk gençliğine ve öğrencilere toplanma meydanının ön tarafında yer verilmelidir.
6- Bando mevcut olan ve Şopen’le Beethoven’in matem müziklerini çalabilecek vaziyette bulunan yerlerde İstiklâl Marşı’ndan sonra törene bu müziklerle başlanmalıdır, bando bulunuyorsa ve bu müzikleri çalma imkânı yoksa tören İstiklâl Marşı’yla başlamalı ve bando olmayan yerlerde de halk tarafından İstiklâl Marşı okunduktan sonra tören açılmalı ve bundan sonra hiç bir şey çalınmamalıdır.
7- Tören bu şekilde açıldıktan sonra her yerde üç nutuk söylenmelidir. Bu nutukları; Parti Temsilcisi, Belediye’den biri (belediye olmayan yerlerde köy ihtiyar heyetlerinden biri) ve halktan bir genç söylemelidir. Halkevi olan yerlerde Halkevi üyelerinden bir kişi de nutuk söylemelidir. Nutuklar mahalli Parti örgütünün tasvibinden geçmelidir. Bu nutuklar da Atatürk’ün eserleri, memlekete ve millete yaptığı büyük hizmetler, hayatı ve onun aramızdan ayrılmasıyla duyulan yas ve elem tebarüz ettirilmelidir. Kendi nutuklarından onuncu yıl nutku ve gençliğe hitap gibi parçalar, vecizelerden seçilmiş bazı kısımlar okunmalıdır. Nutuklar milletin Atatürk’e saygı ve sevgisini ebedi olarak onun manevi varlığı ve hatırası etrafında toplanacağını, bu topluluktan en büyük milli vahdet ve kudreti alacağını, eserine bağının bu birlikte ebedileşeceğini söyleyerek ve nihayetinde Atatürk’ün eserlerine
ve yaptığı inkılâplara daima artan bir inanla bağlı kalıp onları ileri götüreceklerine ant içerek bitirilmelidir.
8- Tam saat 16.00’da Dahiliye Vekaleti’nin yaptığı tamimde zikrettiği veçhile ve vasıtalarla bildirilerek üç dakikalık bir saygı duruşu yapılmalıdır. Tam bu saatte sükût ve ihtiram vazifesini yapabilmek için yukarıda söylenen merasim ve nutuklar ona göre tertip ve tamim edilmelidir.
9- Üç dakikanın bitiminde altı meşale derhal ateşlenmeli ve Atatürk’ün heykeli büstü ve yahut resmi önünden ihtiram geçidi başlamalı bu suretle halk dağılarak merasim sona erdirilmelidir.
10- Toplanma meydanına gelirken arzu edenler Atatürk’ün heykel, büst veya fotoğrafları önüne çelenk, buket ya da yeşillik koyabilmelidir.
11- Halkevlerinde 22 Kasım 1938 Salı gününe kadar toplantılar yapılmamalıdır.
12- Hareket, toplantı ve merasim esnasında hiçbir siyah işaret bulundurulmamalıdır.
13- Bütün bu merasime ait ayrıntılar her yerin ayrı ayrı vaziyeti tespit edilerek bir raporla ve mümkün olan yerlerde bu merasim izlenimleri fotoğraf sinema ile tespit olunup bunlar da bilahare basılmak üzere parti genel sekreterliğine gönderilmelidir.

Yurdun her yerinde olduğu gibi Tokat, Turhal ve Zile’de de Atatürk’ün vefatı nedeniyle 21 Kasım 1938 Pazartesi günü düzenlenen merasimlere askeri ve mülki yöneticilerin yanı sıra öğretmenler, öğrenciler, esnaf ve memurlarla birlikte halk da kadın-erkek, genç-yaşlı ayrımı olmaksızın tam kadro katılmıştır. Merasimlerde Atatürk’ün vefatı nedeniyle duyulan acı hep bir ağızdan dile getirilmiş, bunun yanı sıra CHP, Halkevi, Belediye ve Gençliği temsilen birer kişi O’nun hayatını, eserlerini, hizmetlerini, inkılâplarını ve duyulan üzüntüyü içeren konuşma yaparak hislere tercüman olmuşlardır.

Tokat’ta Yapılan Merasim
  Atatürk’ün vefat haberi tüm yurtta olduğu gibi Tokat’ta da ilk önce radyo yayını ile duyulmuştur. Tokat’ın yerel gazetesi olan ve haftada iki gün yayınlanan Yeşilırmak Gazetesi 11 Kasım 1938 tarihli sayısında vefat haberini Tokat'lılara “Sayın Okuyucular! Size bugün büyük Atamızın ebediyete kavuştuğunu gözyaşlarımızla haber veriyor ve üzülüyoruz” manşetiyle duyurmuştur. Tokat Belediye Başkanı Remzi Topçam, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye, Başbakan Celal Bayar’a ve TBMM Başkanı M. Abdülhalik Renda’ya birer taziye mesajı göndererek Atatürk’ün vefatı nedeniyle hem kendisinin hem de Tokatlıların duyduğu üzüntüyü dile getirmiştir.

İçişleri Bakanı Dr. Refik Saydam tarafından Valiliklere gönderilen yukarıdaki genelge doğrultusunda tüm illerle bunlara bağlı ilçe ve beldelerde olduğu gibi Tokat’ta da bir merasim düzenlenmiştir. 21 Kasım 1938 Pazartesi günü düzenlenen merasimde CHP, Halkevi, Belediye ve Türk Gençliğini temsilen birer kişi tarafından konuşma yapılmıştır. 

CHP adına konuşma yapan Tokat Kültür Direktörü Alişan Reşit Tanural, konuşmasında “Ey bu topraklar için savaşarak en sonda bu topraklara gözlerini kapayan Atatürk! Yıldızları değil, mümkün olsa da kızgın çöl güneşlerini yanına getirsem, Balkanları, Karpatları, Kafkasları, Torosları dile getirsem, mızraklı alayları, süngüleri çekilmiş orduları, tarihe geçmiş zaferleri, gaza bayraklarını tabutunun arkasından koştursam, Çanakkale’de yatan on binlerce şehitleri konuştursam, on binlerce şehit ve öksüz annelerinin kanlı göz yaşlarını tabutunun geçtiği yollara döksem; tabutunun ayak ucuna günlerce kapanıp ağlasam büyüklüğünün karşısında bir şey yapabildim diyemem” ifadelerine yer vermiştir.

Tanural’dan sonra Halkevi adına Tokat Ortaokulu Türkçe Öğretmeni Korkut Araz  kürsüye çıkmış, konuşmasına Türk gençliğine, Türk ordusuna, babalara ve annelere ayrı ayrı seslenerek başlamış, bir nevi onların duygularına tercüman olarak oldukça duygusal bir konuşma yapmıştır.

Araz’dan sonra Belediye adına kürsüye çıkan Tokat Gazi Osman Paşa İlkokulu Baş Öğretmeni Fahri Alpay konuşmasında on beş yıldır her günün bir bayram edasında geçtiğini; ancak Atatürk’ün vefatı nedeniyle dudakların bir tek kelimenin ifadesinden bile aciz, kalplerin halsiz ve dimağların mecalsiz olduğunu ifade etmiştir.

Alpay’dan sonra Türk gençliğini temsilen konuşma yapan Ortaokul Yar Direktörü İsmail Bayram konuşmasında Atatürk’ün vefat etmesinin üzerinden henüz on bir gün geçtiğini ve Atatürk’ün vefatının Türk Milletini derin matemlere sevk ettiğini ifade etmiştir. Bayram sözlerini “göz yaşlarımızı birbirine katarken el ele verelim ülkü ve idealimizin tahakkuku için çalışalım, büyüklerimize bağlı küçüklerimize faydalı olalım, büyük babamızın manevi huzurunda hürmetle eğilirken O’na rahmet Milletimize sağlık dilerim” şeklinde sonlandırmıştır

Turhal'da Yapılan Merasim
  Atatürk’ün vefat haberi tüm yurtta olduğu gibi Turhal'da da ilk önce radyo yayını ile duyulmuştur. Genelge doğrultusunda 21 kasım 1938 Pazartesi günü cenaze merasimi düzenlemek üzere oluşturulan komisyonda Nahiye Müdürü Hamdi Yegen, Askerlik Yollama Müdürü Üsteğmen Lütfi Çakır, CHP Başkanı Sami Erk, Halkevi Başkanı Raif Yazgan, Belediye Başkanı Ali Galip İşeriBaşöğretmen Ali Rıza Gönenç ve Emniyet Komiseri Cemal Okutgen yer aldı. Komisyon tarafından en ufak ayrıntısına kadar planlanan merasimde alınacak vaziyeti çizilen bir kroki ile belirlemiştir. Ayrıca, komisyonda Şeker Fabrikası’ndan temin edilen hoparlörün Cumhuriyet Meydanı’nın karşısındaki ilkokulun üzerine konulması, parti radyosunun bu hoparlöre bağlanması ve sabah saat 09:00’dan itibaren Ankara’da gerçekleştirilen törenin halka dinletilmesi kararlaştırılmıştır.

Merasim 14:00’te Cumhuriyet Meydanı’ndaki Atatürk büstünün etrafına CHP, Belediye, Halkevi, Şeker Fabrikası, Okul, dikiş yurdu vs. adına çelenkler konulduktan sonra İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlamıştır. CHP adına Başöğretmen Ali Rıza Gönenç, halk adına fabrika memurlarından Hayri Toksöz, Belediye adına da öğretmen Mustafa Örnek tarafından Atatürk’ün eserleri, hayatı, memlekete yaptığı hizmetler ve vefatı nedeniyle duyulan derin üzüntüye dair birer konuşma yapılmıştır.

Saat 16.00’da Turhal Kalesi’nden bir top atışıyla üç dakikalık saygı duruşunun başladığı, üç dakikanın sonunda ise Şeker Fabrikası’ndaki düdükten sinyal verilmek suretiyle saygı duruşunun bittiği halka duyurulmuştur. “Altı Oku” temsil eden altı meşale yakıldıktan sonra öncelikle Jandarma ve Polis, sonra İlkokul öğrencileri, onları takiben bayanlar, memurlar, CHP’nin ileri gelenleri, şeker fabrikası mensupları, esnaf ve halk Atatürk büstünün önünden resmi geçit şeklinde geçmişler ve Turhal’daki tören bu şekilde sonlandırılmıştır.

Zile'de Yapılan Merasim
  Atatürk’ün vefat haberi tüm yurtta olduğu gibi Zile'de de ilk önce öğle saatlerinde radyo yayını ile duyulmuştur. Haberi duyan binlerce vatandaş Zile Halkevi’nin önünde toplanmıştır. Yeşilırmak gazetesinde verilen habere göre; Hükümet’in resmi tebliği ile haber teyit edildikten sonra binlerce kişi “Atamız Ölmez ve Ölmeyecektir” diye birbirlerini teselli etmişlerdir.

21 kasım 1938 Pazartesi günü Tokat’ta ve Turhal’da olduğu gibi Zile’de de binlerce kişinin katıldığı bir cenaze merasimi tertip edilmiştir. “Altı Oku” temsil eden altı meşale yakılarak Atatürk anılmıştır 


 Hasan AÇIKEL  Tokattan.net
 Dergipark.org.tr/YunusEmreTekinsoy
 Dergipark.org.tr/YunusEmreTekinsoy
Okumadan Geçme
Tokattan.net © 2016-2021 Tüm hakları saklıdır.