Responsive Ad Slot

Söyleşiler

Söyleşi

Somun Dede'nin Hikayesi

"Başçiftlik'te 50 yaşın üzerindeki her Başçiftlik’li somun tepesindeki tahnal ağaçlarını ve bu tepenin zirvesindeki evliya kabrini bilir. Artık Somun tepesinde örnek olarak gösterilebilecek bir tane bile tahnal ağacı yok. Büyüklerimizden Somun tepesinin zirvesindeki evliya kabri ile ilgili hikâyeler, efsaneler dinledik ama yazılı bir metne rastlamamıştık... " Değerli büyüğümüz Nihat AYMAK'ın kaleminden Somun Dede'nin bilinmeyen hikayesi sizlerle...
"Başçiftlik'te 50 yaşın üzerindeki her Başçiftlik’li somun tepesindeki tahnal ağaçlarını ve bu tepenin zirvesindeki evliya kabrini bilir. Artık Somun tepesinde örnek olarak gösterilebilecek bir tane bile tahnal ağacı yok. Büyüklerimizden Somun tepesinin zirvesindeki evliya kabri ile ilgili hikâyeler, efsaneler dinledik ama yazılı bir metne rastlamamıştık... " Değerli büyüğümüz Nihat AYMAK'ın kaleminden Somun Dede'nin bilinmeyen hikayesi sizlerle...

Anadolu’yu fethetmek ve bu güzel coğrafyayı, dünyada stratejik bir öneme sahip olan bu nadide toprak parçasını Türk devletine kazandırmak, buraları İslam ile şereflendirmek en büyük hayali ve idealiydi Sultan Alparslan’ın.

Bu idealle gönlü Rabbi ile birlikte, elleri duada, ordusu ve askerleri talimdeydi hep.
Battal Gazi vasıtasıyla Peygamber Efendimizin soyundan gelen bir seyyid ve Sultan Alparslan’ın emirlerinden Kutalmış oğlu Süleyman Şah’ın yakın akrabası olan Melik Ahmet Gazi’nin 1064 yılında hizmetine girmesi Sultan Alparslan’ı ziyadesiyle memnun etmişti. Kısa sürede en gözde emirleri arasında yer alması ayrı bir güzellikti Türk İslam ordusu için. Bir yandan savaş sanatını öğrenirken, diğer yandan da İslami ilimlerle meşgul olduğundan Melik Ahmet Gazi’ye Danişmend lakabı verildi.

26 Ağustos 1071 tarihinde başlayan Malazgirt zaferinde gözde emirleri Kutalmış oğlu Süleyman Şah ve Danişment Melik Ahmet Gazi’nin gösterdiği kahramanlıklar Sultan Alparslan’ın gözünden kaçmaz. Zaferin kazanılmasından sonra, Sultan Alparslan, bu namlı kumandanlarını Anadolu'nun fethiyle görevlendirir.

Danişment Melik Ahmet Gazi bu görevlendirmenin akabindeki gece rüyasında Hz. Peygamber Efendimizi görüp gaza ve cihat için emir alır. Aynı gece arkadaşı Sultan Turasan’da dedesi Battal Gazi’yi rüyasında görüp benzeri bir talimat almıştır. Bunun üzerine birlikte Bağdat’a gidip Halifeye cihat ve gazaya gideceklerini haber verirler. Halife memnuniyetini beyan edip Ebu Müslim Horasani’nin sancağını kendilerine verir. Yanlarında meşhur cengaverlerle diyar-ı Rum’a gazaya çıkarlar. Sivas’a gelip harabe haldeki şehri tamir ederler. Danişmend Melik Ahmet Gazi meşhur Rum silahşörü Artuhi’li yener ve Müslüman olmasına vesile olur. Sultan Turasan fetih için İstanbul’a gider. Danişmend Melik Ahmet Gazi bundan sonra bütün gücünü Yeşilırmak havzasını fethetmeye hasreder. Çorum, Kömenek (eski Komana) Tokat, Zile ve Turhal’ı alır. Karşısına çıkan Hıristiyan ordularını yenerek Amasya’yı ele geçirir. Arkasından Niksar’ı fetheder. Fethin işareti olarak bir cami yaptırarak ezan okutturur. Niksar 1095-1127 yılları arası 32 yıl Danişmentli Türk Devletine başkentlik yapar.

Niksar’ın kuzeyinden başlayan Canik bölgesi ile Ordu, Giresun ve Trabzon vilayetlerini de kapsayan sahil bölgesi Hıristiyan Rum Trabzon devletinin egemenliği altındadır. Danişment Melik Ahmet Gazi’nin arzusu Canik bölgesinden başlamak üzere tüm Hıristiyan Rum Trabzon devleti egemenliği altında olan bölgeyi ve burada yaşayan insanları İslam ile şereflendirmektir. Malazgirt zaferiyle birlikte Anadolu insanına yaşantı ve halleriyle İslâm’ı ve Müslümanları sevdirmeyi amaç edinen gönül insanları Horasan Erenleri de her bir bölgeye, her bir vilayete dağılmışlardır. Bunlardan birisi de, Tokat’ın Başçiftlik ilçesine ait orta yaylanın (Eski ve Osmanlı Yaylası olarak da adlandırılır) yaslandığı 1780 rakımlı Somun tepesinin zirvesinde kabri bulunan Somun Dede’dir.

Danişment Melik Ahmet Gazi, 1105 yılında Canik seferine çıkar. Yolu, Niksar’dan bugünkü Aybastı istikametinedir. Trabzon Rum Devleti ve Gürcüler, bu seferi önceden haber alırlar ve günümüzde Perşembe Yaylası ismiyle bilinen bölgede pusu kurarlar. Danişment Melik Ahmet Gazi’nin altı bin askerli ordusuyla Trabzon Rum Devletinin yetmiş bin kişilik ordusu Perşembe yaylasında bir yaz günü savaşa başlar. Danişment Melik Ahmet Gazi’nin gözde komutanlarından Emir Kümbet ile ordusunun tamamına yakını burada şehit olur. Ağır yaralanan Danişment Melik Ahmet Gazi, Niksar’a bu günkü türbenin yerine getirilir. Çok kan kaybettiği için takati kesilmiş vaziyette uykuya dalar. Uyandığında başucundaki serverlerine “Yarenler rüyamda Hz. Peygamber efendimizi gördüm, cihadımın burada tamamlandığını bildirdi. Size vasiyetim oğlum Melik Gaziye selam söyleyin. Allah ve İslamiyet yolunda bıraktığım yerden gaza ve cihada devam etsin” deyip kelime-i şahadet getirerek şehit olur ve bulunduğu yere defnedilir. Böylece Karadeniz sahillerine inme düşüncesi, Danişment Melik Ahmet Gazi döneminde gerçekleşemez.

Danişmentli ordusunun pusuya düştüğü Perşembe Yaylası’nda şehit olan askerler ile Emir Kümbet bulundukları yere defnedilirler. Daha sonraki yıllarda şehitlik mamur hale getirilip Emir Kümbet için türbe yapılıp yanına da bir mescit inşa edilir. Mescidin yanındaki anıtın, Danişment Melik Ahmet Gazi’nin yaralandığı ve kanının döküldüğü yere dikildiği rivayet edilmektedir.

Somun Dede, 1870 rakımlı ve bölgenin en yüksek tepesinin zirvesine yaptığı yel değirmenin bitişiğindeki evinde irşat faaliyetlerine de devam etmektedir. Çevre köy ve yaylalarda ikamet edenler buğday, arpa, yulaf gibi tahıllarını un yaptırmak için Somun Dede’nin yel değirmenine gelirler. Getirdikleri tahılların un olması için sıra bekleşirken değirmen sahibi yaşlı zatın kendi elleriyle yoğurup pişirerek ikram ettiği somun ekmeğini yiyenler bu ekmeğin lezzetini kendi pişirdikleri ekmeklerde bulamazlar. Bu lezzetin sırrını sorduklarında ise; somunların içindeki besmele, salavat-ı şerife ve sevginin un ile sudan daha fazla olduğu cevabını alırlar. Yel değirmenine her gelene somun ikram ettiğinden dolayı, zamanla adı Somun Dede olur ve gerçek adının ne olduğunu da kimse düşünmez bile. Bölgenin en yüksek dağına Somun Tepesi denmesi de, bu zatın burada bulunmasındandır.

Somun tepesinin zirvesindeki yel değirmenine tahıl öğüttürmek için gelenler sadece maddi gıda olan somundan tadarak değil, Somun Dede’nin halinden, davranışlarından ve hikmetli sözlerinden de nasiplenip manevi gıdalarını da almış olarak dönerler. Somun Dede, Danişment Melik Ahmet Gazi’nin methiyelerine mazhar olan, Emir Kümbet’in de yakın dostluğunu kazanan manâ aleminde mesafeler kat etmiş bir gönül insanı, mübarek bir Allah dostu, Hak aşığıdır.

Çevre köylerden bir kişi üç yaşındaki torununu da yanına alarak tahıllarını un yaptırmak için Somun Dede’nin yel değirmenine gelir. Esen rüzgârla birlikte yel değirmenin dönen çarkının çıkardığı uğultuya kendini kaptıran çocuk;
-Dede vuu vuuu, 
deyince Somun Dede çocuğun saçlarını mübarek elleriyle okşayıp o gönüllerdeki gamı kederi dağıtan tebessümlü bakışı ile;
-Vuu vuuu değil evlat, Huuu Huuuuu 
der.

O günden sonra rüzgâr estikçe dönen çarktan çıkan Huuu Huuuu sesi dikkatlerden hiç kaçmaz.
Somun Dede, Danişment Melik Ahmet Gazi’nin 1105 yılı yazındaki Canik seferine katılır ve Perşembe yaylasında yapılan zorlu savaşta büyük kahramanlıklar göstermesine rağmen aldığı kılıç yarasıyla Somun tepesinin zirvesindeki değirmenine döner. Bir yandan yarasının iyileşmesini beklerken, bir yandan da şehit düşen dostu, arkadaşı Emir Kümbet için gözyaşı döker, Danişment Melik Ahmet Gazi’nin iyileşmesi için dua eder.

Savaş meydanında kılıç salladığı bir Rum askeri Somun Dede’nin sıradan bir asker olmadığının farkına varır ve yaralı vaziyette dönerken uzaktan nereye gittiğini takip eder. Üç gün sonra bir gece yarısı arkadaşlarıyla birlikte Somun Dede’nin değirmenini basarak kılıç darbeleriyle şehit ederler. Sabah olunca Somun Dede’nin Hıristiyan Rum askerlerince şehit edildiği anlaşılır. Çevre köy ve yaylalardan gelen insanlar gözyaşları içerisinde Somun Dede’yi somun tepesinin zirvesindeki şehit edildiği yel değirmeninin yanına defnederler. Yöre halkı ve özellikle Başçiftlik’liler Somun Dede’nin kabrini “evliya” olarak yadederler.


Allah rahmet eylesin.


Nihat AYMAK | Kümbet Dergisi

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

Okumadan Geçme
Tokattan.net © 2016-2018